.

—–
Öyle akıllıyım ki dünyanın sorunu nedir, biliyorum. Herkes savaşlarımız sırasında ve sonrasında ve dünyanın her yanında sürüp giden terör saldırılarında, “Nedir sorun?” diye soruyor.
Sorun, lise öğrencileri ve devlet başkanları dâhil hemen herkesin, neredeyse dört bin yıl önce yaşamış Babil Kralı Hamurabi’nin yasalarına boyun eğmesidir. Aynı yasaların yankısını Eski Ahit’te de görebilirsiniz.
“Göze göz; dişe diş.”
İzlediğiniz tüm kovboy ve gangster filmlerinin kahramanları da dâhil, Hamurabi Yasaları’na boyun eğerek yaşayan herkes için verilmiş kati emir, gerçek yahut hayali her türlü zararın intikamının alınması gereğidir.
Bombala gitsin, falan.
Hazreti İsa çarmıha gerildiğinde, “Affet onları, Baba; ne yaptıklarını bilmiyorlar,” demişti. Adama bak! Hamurabi Yasaları’na itaat eden gerçek bir erkek, “Al canlarını, Baba,” derdi, “tüm arkadaş ve akrabalarının da canını al ve ayrıca hepsine yavaş ve ıstırap dolu ölümler ver.”
Hazreti İsa’nın bize bıraktığı en büyük miras, mütevazı görüşüme göre, sadece on bir sözcükten ibarettir. Bu sözcükler, Hamurabi Yasaları zehrinin panzehiridir.
Nasıralı İsa bu on bir sözcüğü dua ederken kullanmamızı söylemiştir bize: “Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.”
Bay-bay, Hamurabi Yasaları.
—–
Sigmund Freud, kadınların ne istediğini bilmediğini söylemişti. Bense öyle akıllıyım ki dünyanın derdinin Hamurabi Yasaları olduğunu bilmekle kalmıyor, kadınların ne istediklerini de biliyorum. Kadınlar konuşacak bir sürü kişi ister. Ne konuşacaklar peki? Ne olursa.
Erkekler bir sürü arkadaş ister. Bir de kimsenin kendilerine kızmamasını.
Karı-koca kavga ediyorsa kavganın para, seks yahut iktidardan kaynaklanır göründüğünü biliyorsunuzdur.
Ama birbirlerine bağırmalarının esas nedeni yalnızlıktır. Gerçekte dedikleri, “Sen yeterince kalabalık değilsin”dir.

—–

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi