.

• Romanın sonu konusunun özüne göre doğallığını yitirmemelidir. Final, göbek deliğine benzer. Gereksiz biçimde şişmanlayan bir vücutta göbek deliğine ulaşmak zordur.

• Sabahleyin havuzdaki sönük balonlar şu anlama gelir; dün gece bir sosyete düğünü vardı ve gelin yüzme bilmiyordu.

• Bir gün bütün balkonlar kapatılacak. Büyük bir buzdolabı kutusuna delikler açmak suretiyle çok güzel konutlar yapılabilir.

• Traktörün arka tekerleği büyük ve kaslı iken ön tekerleği neden bodur ve cılızdır? Çünkü arka tekerleğin akrabaları yüksek yerlerdedir ve önünde kendine rakip olabilecek bir şey görmeye tahammülü yoktur.

• Mağazada tezgâhtar sanılınca ‘ben de müşteriyim’ dediğimizde çok sert bir gerçeğe dokunmuş oluyoruz.

• Bebekler daha anne karnındayken rüya görmeye başlar. Yıllar sonra mikrofondaki müdür yardımcısı onlara ‘sırana geç serseri evladım’ diye bağırdığında o rüyadan uyanırlar.

• İnegöl’ün girişinde çatalıyla köfte tutan bir el anıtı var. Kavun, karpuz ve horoz heykellerinden sonra nihayet ‘eyleme’ geçmeye karar vermiş yetkilileri içtenlikle kutluyorum.

• İnsanların dört tip olduğunu çok geç öğrendim. ‘Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla’cılar, kızımlar, gelinimler ve o sırada ağzı açık televizyon seyreden evin en küçük oğlu. Anneee çayın yanında ne var?

• Bir gün gelişmiş bilim ve sanatıyla müreffeh, çukura filan düşünce belediyeden aldıkları tazminatla gül gibi geçinen insanların yaşadığı bir ülke olacağız. O gün benim kaderimde ise orkestra çukuru olacak. Kırık bir keman, kayıp bir yay. Vay bendenize vaylar şahsıma.

• Çerez tabağında beyaz leblebi ile sarı leblebi kavga etmiş. Beyaz leblebi sarıyla ‘yanık puantiyeli’ diye dalga geçmiş, öbürsü de kızmış ‘pudra mı sürdün yoksa badana mı yaptırdın şıllık’ demiş beyaza. Hak etmişler hak etmesine de fıstık çok ağır konuşmuş: ‘Antep, ben ve fındık gidince sabaha kadar doya doya ötün. Ama şimdi keyfimizi bozmayın yırtmayayım ağızlarınızı’

• Rüyamda nişanlımla evde otururken pantolonuma kahve dökülüyordu. O ‘şimdi hallederim’ diyerek sabunlanmış bir bulaşık süngeriyle gelip lekeyi üzerimde siliyordu. Rüyamı uzmanına sordum. Kumaştan geçen soğuk köpüğü uyandığımda bile sanki bacağımda hissettiğimi anlattım. ‘Çocuğun olmayacak senin’ dedi.

• Şehrin kırpışıp duran ışıklarına bakıp ‘ne çok elektrik parası’ derdim. Kızlar ateşin başında şarkı söylüyordu. Orada değildim.

• Klasik yapıtların reprodüksiyonunu yapmak suç mu? Neden korsan kitapçılıkla itham ediliyorum?

• Berbere giderken ondan tam olarak nasıl bir şey isteyeceğini düşüneceğim diye dünyanın döndüğünü, arabaların kaç tane farı var, kornalar kaç desibele çıkabilir hep unutuyorsun. Gel kardeşim bi kucaklaşalım.

• Patateslerin filizlenmesini önlemek için torbasına bir tane elma koyun. Çünkü elma biraz asabi yaradılışlıdır.

• Milyarderler kolejinde okurken öyle tembeldim ki bazı sınavlarda boş kâğıt verirdim. Öğretmen üzerine ‘Yüz bin TL’ yazıp sevinçle bankaya koşardı.

• Bir akşam Ferhat, Mecnun, ben oturuyoruz böyle. ‘Kız mesajıma cevap vermedi, depresyonlardayım’ dedim. Sonra hep beraber sustuk.

• ‘Otobandan git’ dedi ihtiyar. ‘Hızlı ve yalnızsın. Yakışır.’

***

Selam.

İlkokul üçüncü sınıfta çocuklardan birinin defterine yapıştırdığı duvar yazısı çıkartmasında “Üzüntümden çorapsız yattım” diye bir espri vardı. Hiç anlamamıştım. Yıllardır arada aklıma gelir, “ne demek istiyor ulan acaba” diye düşünürüm. O dönemden beri bu tip cümleleri okur, güler, kafamı kaşırım. Bütün bu şakalar filanlar belki de hep o çorapsız yatan adam yüzünden.

Asker arkadaşım, dostum, şair Serkan Gezmen’e 15 ay kadar önce bir telefon görüşmesinde “böyle böyle bir şeyler yazacağım adını sen koy” diye rica ettiğimde tereddüt etmeden “Kuş Lokumu olsun” demişti. Duyduğum anda içime öyle sindi ki başka bir isim önermeyi aklımdan geçirmedim. Tamam işte; küçük, tatlı ve renkliydi.

Yukarıdakilerle birlikte 50 bölüm oldu. 15 ay boyunca teveccüh ettiniz, beraber güldük ve “hımm” dedik. Buna çok önceden karar vermiştim, 50 olunca biraz ara verecektim. O gün geldi. Kuş Lokumu en az 3 ay sahalardan uzak kalacak. Biraz birikelim, biraz dinlenelim, biraz özleyelim. İnşallah döndüğünde çok daha derli toplu ve daha güldürüklü olur.

Bu molaya Feridun Düzağaç’ın karanlık gibi görünen ama tıkabasa umut dolu olduğuna inandığım muhteşem, komik şarkısıyla başlamak istedim: Tesadüfler. Biz okurlara, dinleyenlere, sanatseverlere umut veren eserler olmasa ne yapardık, amanın düşünmek bile istemem.

Bırakın terk ettiğiniz şerit boşalsın be, tek size bir şey olmasın. Herkese hayırlı Ramazanlar…

http://fizy.com/#s/1ajf3t

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi