.

• Akıl bir kâse yoğurttur, yedikçe sulanır.

• Enstrümantal şarkılardan fal tutuyorsan boş konuşmayı sevmeyen biri olduğunu düşünürüm.

• İki kafanın birbirine sürtülüp elektron alışverişi neticesinde nötrleşmesine uzlaşma denir.

• Navigasyon cihazım çok kullanışlı; ‘Yüz metre sonra sağa’ diyor, ‘kavşakta yavaşla, polis var’ diyor, ‘evlilik yıldönümünü unuttuysan eve gitme’ diyor.

• Sabrımın tükendiği anlarda derin nefes alırım ve sayarım: 1… 2… 4… 5… 7… 10.

• Kaprisli kadına ‘kömür gözlüm’ deme; ‘kardan adama mı benziyorum yani?’ diye sorar. Takıntılı kadına ‘kiraz dudaklım’ diye yazılma; ‘ay rujum çok mu şey olmuş?’ der. İkisine birden ‘çok güzelsin’ demekse büyük hata, iki çanta çok acıtıyor.

• Uyanık tavşan dağa küserse gazetelere faks çeker.

• Birkaç kişinin beraber söylediği rap şarkılarında kayıt stüdyosu daha geniş olmalı, yer darlığından sürekli çarpışıp ‘ah-uh’ ediyorlar.

• “Bu ne biçim İspanyolca? Uyduruyor gibisin. Nasıl öğrendin acaba?” dedi. “Palas pandıros” dedim.

• ‘Önsöz antolojisi’ fikirlerinin tarihi, yayın mutfaklarındaki mutlak sessizliklerin tarihidir.

• “Yakama yapışanlar hep kuru temizlemeciydi; belki çok kirliyim, belki çok yalnız.” dedi Aleksi Pavloviç. Doluydu, dokunmadım. Devam etti: “Kravatlarım bana medeniyeti değil ölümü hatırlatır. Sıkıca boynuma dolanmış, toprağı gösteriyor. Başka ne anlayabilirim bundan? Soyunurken de giyinirken de kuralları bozuyorum sanırdım ama o masada oturmuyormuşum bile. Bir oyunun parçası olamadım, belki bir oyunum. Ellerim tavla zarı gibi mesela, hep hilekârlar tutuyor. Ceket kollarından ben fışkırıyorum, çalınan taşım, çoğu vakit birinin blöfüyüm çünkü gerçek veya doğru kabul edilemeyecek kadar görünmezim.” Bir yaşam belgeselinin sonundan seçilen görüntüye benzeyip ağırlaştı sözleri: “Şair söylemiş ya öyledir; ne inkâr, ne itiraf bu yalnızca sitem.”

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi