.

• Çorabının içinde sana çok büyük bir sır vermek istercesine deli gibi kıpırdayan ayak parmaklarına “Söyleyin bakalım?” diyorsan kafayı yemişsin, “Şimdi sırası değil, sabredin biraz” diyorsan kız istemeye gitmişsin ve sana terlik vermemişler demektir.

• “Mermer benim ömrümü özetliyor” dedi yaşlı ev kadını. “Koridorlar, merdivenler ve mezarlık… Tabii bir de mutfak tezgâhı.”

• Bebek olduğu yerde çırpınınca bir an için beni gördüğüne sevindiğini sandım ama ortamın havalandırılmasını istiyormuş.

• Bütün yazılarını iki yana yaslayan birinin otobüste yanına düşmek istemem.

• Kadın “Karnımda kelebekler uçuşuyor” demiş sevdiği adama. “Uzun sürmez” demiş adam, lepidopteroloji* diplomasını duvara asarken.

• Kadın ruhu ile tuz ruhunun bir benzerliği yok aslında ama ikisinden de anlamam.

• Henri Lefebrve’nin kırmızı bültenle aranan bir sessiz harfi soyadında sakladığını ve bunun şimdiye kadar farkedilmediğini biliyor muydunuz?

• “Nasılsın” yerine “N’aber” sorusunu tercih etmem, karşımdakinin hatırından çok haber değeriyle ilgilendiğimi gösterir mi? Zaman makinesine binip Mozart konserine gitsem, keyfimin sebebi müzik değil de bunu başkalarına anlatacak olmam olabilir mi?

• Kırlangıçları uçarken görmeyen acelenin ne olduğunu bilemez.

• Aşk Şiiri: Eşiğinde beklerken kış geldi sevgilim, bari sobanı ben kurayım. Oduncu arama olur mu, istersen kemanımı kırayım.

• Aşk şiiri 2: Böyle parlak gülme sevgilim, hafif kusur yazarlar. Sağa çek, kontağı kapat, kollarını aç. Hızlı koşacağım, koru kendini.

• Denize düşen adamı kurtarıp “Yüzme bilmiyor muydun?” diye sormuşlar, “Ya konuşamıyorum ama anlıyorum” demiş.

• Tespih değil, kutu kutu pense oynayan bir grup zeytin çekirdeği.

• “Küçük bir çakıl taşının gölgesini gördüysen yıkılmış olabilirsin” dedi Aleksi Pavloviç. “Ama üzülme, gölge varsa güneş de vardır.”

(*) Kelebek bilimi.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi