.

• Vicdansızlık, üzerindeki iki yapım ekinden başka hiçbir şeyi hak etmiyor ki onlara sorsanız eklenmek istemezlerdi. “Biz yokken her şey ne güzeldi” derlerdi.

• “Niçin böyle üzgünsün?” dedi nüfus memuru, “Adın neydi?” “Gaårchtak” dedi İsveçli, “Kapılar yüzüme kapanıyorken beni çağırdıklarını sanıyorum.”

• Eskimolar kar için bir düzine farklı kelime kullanmaktadır. Bitpazarı esnafına ise nur için sadece nur kelimesi yeter.

• Bir mumdur, iki mumdur derken dördüncü mumdan sonra gizemli bir şekilde on dördüncü muma atlayan türküden hesap sorulmayacaksa bütün mahkemeler derhal boşaltılmalıdır.

• Eskimiş sekizgene daire denir.

• Johann Sebastian Bach’ın kedisi tuşların üzerinde yürümeden önce piyanonun tek elle çalındığını biliyor muydunuz?

• “Çok aşk mektubu gördüm” dedi posta kutusu, “Hiçbiri bana değildi.”

• Limon ile ağız sulanması arasındaki ilişki korniş ile kol ağrısı ilişkisiyle açıklanabilir.

• Gün içinde tavanı seyrederek geçirdiğimiz toplam dakikalar ciddiye alınsaydı tavanlarda surata benzettiğimiz lekeler görmek yerine her baktığımızda öbür telefon operatörüne geçmeye veya bankaya para yatırmaya karar verirdik.

• Aşk şiiri: Kalbim bende kiracıdır ısrar etme güzel. Kontratı yok tamam da, ha deyince çıkaramam.

• “Bir bakımevinde iki yıl fazla yaşamak için hayatın hiçbir tadından vazgeçmeye değmez” demiş Kingsley Amis. “Ayaklarınızı kaldırır mısınız, yatağınızın altını süpüreceğim. Terliklerinizi de lütfen oradan çeker misiniz Bay Amis? Hayır benimkileri değil, kendi terliklerinizi” demiş bakıcı.

• Ses, rutubetli sıcak havalarda daha hızlı hareket eder. Böyle zamanlarda oturduğun yerde “Ay çok sıcak!” demen sana çok uzaklardan yardım gelmesini sağlar.

• Her güne bir oda spreyi projesine katkım, pazar için şişelere çamaşır suyu doldurmak olurdu.

• “Blöf nedir?” “Yüksek yerlerde dostlarım var.” “Tehdit nedir?” “Yüksek yerlerde dostlarım var, üzerine hoplamak için işaretimi bekliyorlar.”

• Türk hamamının meşhuriyetinin yıllar önce Frenk seyyahlarının “Cüzdanlarıyla kirli adamları ovalıyorlar, böyle de parayı önemsemeyen millet bunlar” diye anlatmasına dayandığını biliyor muydunuz?

•  “Hoş geldin aşkım Rusya nasıldı?” “Eh işte. Soğuk. Sıkıcı. Eh.” “Hediyemi getirdin mi?” “Eh işte. Soğuk. Sıkıcı.” “Aloo, diğer soruya geçtim: Hediyemi getirdin mi?” “Neydi ki?” “Matruşka istemiştim.” “Ah unuttum…” “Aşk olsun!” “O kadar üşüdüm ki unutmuşum hayatım. Siteler’den zigon sehpa alsam olur mu?”

• “Gene 22:22, gene birisi beni düşünüyor” dedi çırak. “Çok sık saate bakıyorsun” dedi usta.

• Teşhir için kaldırıma konan koltuğa “Lütfen oturmayınız” yazan mobilyacıyı anlarım, işinde gücündedir. Bitişiğindeki banyo-dekorasyon mağazasındaki aynaya “Lütfen bakmayınız” yazan adam mizahçıdır. Çünkü mizah, anlar gibi anlayamamaların tercümesi, cereyan yapan mantık odalarının penceresidir.

• “Bunca felaket ve sefalet içinde umut ne ola ki?” dedi muhabir. “Felaket gibi, musibet ve sefalet gibi büyük kelimeler yapabilirsin elindeki yirmi dokuz harfle. Umut, tasarruf eden kelimelerin en güzelidir” dedi ihtiyar.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi