.

• “bn cmri deglm” dedi. “İkna olmadım” dedim.

• Hiç düğün olmayan köy belki biraz hüzünlü ama ekonomisi de davul tozuna dayalı.

Hoşgeldiniz diyen paspaslar var, konuşan ayakkabı yok.

• “Karanlık çağda kabileler; avcılar, kekikçiler ve diğerleri şeklinde üç sınıfa ayrılmıştı. Bir tutam kekik için cinayet bile işleniyordu.” Prof.Dr. Albert Bürst / Çiğ Etin Tarihi

• Çocuğumun adını Filan koyacağım, kimse unutamayacak.

• “Niye sinyal vermeden döndünüz?” dedi trafik polisi. “Önemli bir şey olsaydı kırmızı olurdu” dedi şoför.

• Rekabet Kurumu’yla ilk karşı karşıya gelişimi pencereden futbolcu kartlarımı kapıştırdığım zaman yaşadım. Televizyonu ispirtoyla silince RTÜK’le, mahalledekilerle bayram harçlıklarımızı birleştirip arka bahçeye gömdüğümüzde de BDDK ile başımız belaya girmişti.

• “Bende hoparlöre verilecek kız yok” dedi belediye başkanı. Hoparlör boynunu büktü: “Yeşil şortlu, dört yaşında Ümit adında bir çocuk kaybolmuştur. Bulanların sıkı sıkı sarılması…”

• Durmuş Kalmış, dolmuşçu olmuş. Geçmişe takılmasın da ne yapsın bu adam.

• “Evladım delgeçle pestil delinmez” dedi adam. “Ama yazık ona, hep kâğıt yiyor” dedi çocuk.

• Söylenceye göre satın alınan her beş megapiksel için George Orwell’ın bir kemiği daha sızlarmış.

• “Boru paça mı seversin İspanyol paça mı?” dedim. “Beykoz paça” dedi.

• Medeniyet Şiiri: Bir parmak bal. Beş parmak tokat. On parmak daktilo.

• “Nargileyi müzik aleti sanıyordum.” “Ses çıkarmaz ki nargile, belki fokurtu…” “Müzik zevkim mütevazıdır.”

• Sayın apartman sakinleri, lütfen cümledeki mesajı kaçırmayınız.

• “Komşu sizde merdiven var mıydı?” sorusu keşfedilmeseydi yerleşik hayata geçiş sürecini tamamlayamazdık.

• İdam sehpası kırılınca fiskos masası koyulmuş mahkûmun altına. Son isteğini sormuşlar, kahve istemiş.

• “Kırk katır mı, kırk satır mı?” dedi padişah. “Yatırım açısından mı?” dedi bankacı.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi