.

• Bir yükseltinin dağ olarak tanımlanabilmesi için en az 600 metre yüksek olması gerekiyormuş. Bizim işyerinde 540 metre boyunda bir adam var, kimse ona gerçeği söyleyemiyor.

• Aklımıza çok süper bir fikir gelmiş gibi görünmüyor muyuz hapşırmadan hemen önce?

• Norveç’te ülke haritası çizimi bitirme tezi olarak verilir.

• Kırk beş yıl evrak memurluğu yapmış adam torununa altında ıslak imzası olmayan hiçbir masalı okumaz.

• Tarla traktörü “İş bulabildin mi?” diye sormuş şehir traktörüne. “Tarla traktörleri hakkında kitap yazıyorum” demiş şehir traktörü.

• Niçin fasulye tanesini ıslak pamuğa sarıp uğraştırıyorsunuz ki çocukları? Tek bir patatesi evyenin altındaki dolaba koyun ve sadece bekleyin. İki ay sonra içinde birkaç minik İnka yerlisiyle beraber küçük bir yağmur ormanı köyünüz olacak. Beceremezseniz gelin benimkileri göstereyim.

•  “Ben küçükken şövaleydim” dedi şövalye. “Sonra şairler pazarında çok ucuza bir Y buldum.”

• Armutta akıl olsa plates yapardı.

• “Göz kamaştırıyorsun” dedi adam. “Hey, ben bu taraftayım” dedi kadın.

• Bütün garsonlar açık çay talebine olumlu yanıt verir. Ne var ki bu size açık çay getirecekleri anlamına gelmez. Herhangi biri çıkıp da “İşletmemizin prensipleri gereği açık çay veremiyoruz maalesef” dese ben bu işin peşini bırakırım. Ancak gerçek böyle değil. Şahsen, ülkenin bütün çay bahçelerinde bazı büyücülerin garsonların gözüne perde indirmekte olduğuna ya da bizzat dem büyüsü yaptıklarına inanıyorum.

• Çocuğun ismini “Masraf” koymuşlar. Bu çocuğun ne olamayacağını söyleyeyim: CEO olamaz (imaj sorunu), bankacı olamaz (kavramsal engel), astronot olamaz (zaten kimse astronot olamıyor).

• Kaplumbağanın biri otoban kenarında kendi kendine sövüp duruyormuş. Başka bir kaplumbağa gelip ne olduğunu sormuş. “Yahu” demiş öfkeli. “Yolun ortasında bir çeyrek altın düşürmüştüm, iki gündür alamadım. Tam varacakken, herifin biri durup yolun karşısına koyuyor beni. Öbür yandan niyetleniyorum, hop, bu sefer de denyonun teki alıp bu yana bırakıyor.”

• Rüzgâr hep kazanır, tül hep kaybeder.

• F ı s k i y e tam çalışmıyor. Çalışsaydı f i s k i y e olurdu.

• Kadınların ayrıldıktan sonra bunalıma girdikleri için saçlarını kestirdiklerini sanıyorsunuz. Yo dostum yo; aynı saçları bir başkası okşamasın diye yapıyorlar bunu.

• “Kutadgu Bilig gibiyim” dedi Aleksi Pavloviç. “Herkesin bildiği, kimsenin okumadığı.”

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi