.

• Kervancıya sorarsan devenin yavaş olduğunu, deveye sorarsan kumun sıcak olduğunu, kuma sorarsan devenin çok ağır olduğunu söyler. Hiçbir şey sormazsan kervanda kaç deve olduğundan başka bir şey öğrenemezsin.

• “Kitabınız otobiyografik öğeler taşıyor.” “Öğe taşımıyor, tamamen otobiyografik.” “Nasıl olur, bunların hepsini yaşamış olamazsınız?” “Yaşadım.” “Ne zaman?” “Yazarken.”

• Fizik bizi karşılıksız seviyor, yerçekimi olmasaydı tabağımızı kaldırıp çorbayı sıyıramazdık.

• Yerli malları haftasını kutladığımız bir gün öğretmen sınıf kitaplığındaki Rus klasiklerini çöpe atmıştı.  Sonra olayın CIA komplosu olduğu ortaya çıktı.

• Bugüne kadar Marcel Proust’lu bir kurabiye reklamı izlemedim. Çıkardığım sonuçlar şu; reklamlar çok uzun olmamalıdır.

• Yumruğumun caydırıcı gücüne hep güvendim ama beni sadece acil servis doktorları takdir etti.

• Açık bir kitabın gölgesi kapalı kitabın gölgesinden daha büyük. Konu kitap gölgesi olunca karanlıktan değil, ağaçlarınki gibi bir serinlikten bahsediyorum.

• Kuşa benzemeyen uçak, sineğe benzemeyen helikopter yaptım diyen bir deli henüz çıkmadığına göre uygarlığımız hâlâ tam kapasite çalışmıyor.

• “bni hc anlmiosn” dedi. “Haklısın” dedim.

• Adam dört kadınla evlenmişse o evde oligarşi vardır.

• Çeyiz sadece sandık demek değildir.

• Tavuk, göğüs ağrısı şikâyetiyle doktora gitmiş. Adam muayene etmeye bile gerek görmemiş: “Sen ölmeden lades tutuşmalarına izin verme.”

• Halay Başı Şiiri: Boncuk düştü bayıldı, tespih koptu dağıldı.

• “Haz’rol” dedi komutan. “Hazıra dağ dayanmaz” dedi asker. Üç gün üç gece dans etti sonra.

• Şimdi eğri oturup doğru konuşalım; hepimizde az çok bel fıtığı var.

• Krakerin bütün susamlarını tek tek söken dostuma “Susamlı kraker sevmez misin?” diye sorunca “Seviyorum ama ayrıştırmak zevkli” dedi.

• “Aç kucağını fillere, kin değil o; vefa” dedi Aleksi Pavloviç. “Aç kulağını, dinle bak; tırtıllar gargara yapıyor.”

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi