.

-İsmaiil, babama tuzu uzatır mısın şekerim!…
Uzatırız. İşimiz ne? Ama uzatmayacağımız günler de gelecek. Bir gün keşke!
Herif seksen iki yaşına giriyor, ama şuna bak domuz gibi hala birader, seni beni gömer.
Tuzlu yer, sigara içer, bir sucuklu yumurta yer valla sucukların yerini bilmesen hayatta bulamazsın o kadar yağın içinde. Yaşlanan adam ufalır benim bildiğim bu herif her sene daha büyük gözüküyor gözüme.
Şu ortamdaki neşeye bak. Hah hah hoh hoh.
Aman da birbirlerini meğer ne kadar özlemişler!Aman da ne kadar da mutlular! Aman da aman! Babalarının doğum gününde bir araya gelmiş saadetten yıkılıyorlar. Sevsinler sizi. Yıkılın anasını satayım.
Hele şu Hakkı şerefsizi. Şunun yemek yiyişine bak! Kusucam.
Ayıyı al getir koy masaya bundan daha kibar yemek yemezse ne olayım!
On yıl oldu hala alışamadım ya! Geğirir elli kere, arada yemek masasında “Karım benim” diye bağırarak karısına sarılmaya kalkar birden bire. Kız yemek yerken neye uğradığını şaşırır. Bizim baldız nereden buldu bu herifi hakkaten? Gerçi benim baldızı kim bulsun? Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş işte. Birbirlerini bulmaları zaten direkman amme hizmeti. İki garibanın hayatını bitirebilirlerdi.
Bu aileden bi benim karım çıkmış sağlam. Artık o da nasıl olmuşsa? Gerisi var ya, karımın akrabaları diye çekiyoruz işte. Yoksa bir saniye yanlarında duranı nokta nokta nokta.
Her yıl aynı terane. Her yıl yeni bi yaşa giriyor bunların babaları. Başlarda “Dayan lan İsmail!” diyordum “Bu moruk bugün yarın ikiler”. Yok abi artık ben gidicem nerdeyse bu herifin kımıldayacağı yok bi yere. Pes! Pes yani!
Kayınbirader olacak dingilin gözleri benim köftelerde. Bıçakla nasıl kesip yiyorum ona bakıyor. Baştan bilmiyoduk bu çatal bıçak işini, seyrederken bıyık altından gülüyodu pezevenk. Şimdi artık çok beklersiniz. Bir keriz uyanıyor!
-İsmail abi bugün niye suskunsun sen ya!
-Suskun muyum? Yok canım!
Bu kadar. Bunların kendisinden olmayan insanla ilgisi bu kadar.
Bi soru daha sor di mi, bi muhabbet aç!
“Birazdan burayı yakmayı planlıyorum” de, oralı bile olmazlar. Hemen kendi havalarına dönerler. Varsa yoksa kendi kıymetli aileleri geri kalanların alayı bunların püskülü.
İşin en fena tarafı bu salaklardan biri benim oğlanın dayısı, diğeri teyzesi, şu tam karşımda oturan da eniştesi oldu abi. Dayısı aldı işledi işledi bunu, maça falan götürdü. Çocuk tam bi fanatik oldu çıktı, tam gol yiyor bizimkiler, ölmek istiyorum, bakıyorum benim oğlan bana el işareti yapıyor sırıtarak. Dayısı olacak adi tembihlemiş. Cefasını sen çek sefasını bunlar sürsün. Bak şunun teyzesine koşusuna. Ulan bir gün halana böyle sarıldın mı ulan? Kız kaç yaşına kadar okul kapılarında bekledi seni be! Nankör. Çocuğu da çevirdiler kendilerine. Babamın yaş gününü sor bilmem, elin adamınınkinde elimizde kutu kutu hediyeler her yıl hazır oldayız. Karaktersizim lan ben! Hot zot ediyorum falan hepsi palavra. Valla palavra. Bizimkisi kuru gürültü. Neticeye bakacaksın. Verirsen yuları ellere böyle getirip adamı kapının eşiğine bağlarlar işte. Baştan sıkı tutacaktın. Sen naptın? Saldın işi. Bırakmadılar ki kardeşim! Baştan çocuğu anneme götürebiliyordum hafta sonları. Diyodum ki alışsın bizimkilere de. Sonra girdi benimki kanıma. Yok çocuğa hiç sınır koymuyorlarmış, yok ne isterse alıyorlarmış. Vır vır yedi bitirdi beni.
Usul usul çevirdiler kendilerine iyice. Ulan zaten çocuk bütün gün seninkilerde benimkilerin canı patlıcan mı mına koyım. Onların da torun sevmek hakları değil mi? Gerçi annem de az değildir ya! Hakkaten. Dedim kaç kere biraz alttan al sen yaşlı kadınsın eski kadınsın.
Ama takmış onun anasına. Vay efendim düğün günü yaptıklarını insan düşmanına yapmazmış. Yav anne diyorum oldu on sene unut artık şunu. Unutamazmış, onu orada çok küçük düşürmüşler bizim tarafa. Bizim akrabalar da zaten bunu bekliyorlarmış. Akrabalara bak, benim düğünümde annemin küçük düşürülmesini bekliyorlar. Bunun için geliyorlar düğüne. Bu milletin derdi nedir anladıysam arap olayım.
Ama onun anası hakkaten çok anasının gözüdür. Hiç az değildir o. Hiiç! Şunun yüzüne bak. Beni birgün olsun sevdiyse şerefsizim. Ölsen valla sevinmiycem. Bunamanı görmek istiyorum. Altına işemeni. İşemen de yetmez sıçmanı. O hale düş bakımevinde her gün ziyaretine gelmezsem namerdim ulan. Bizimkinin kötü huyları bütün bundan geçmiş abi! Hesapçı, herkesle hep iyi sözümona. Meymenetsiz.
-Tatlını yememişsin İsmail!
-Dursun dursun. Yiycem.
Yiycem kayınvalide bozuntusu. Yiycem merak etme. Açıyo Emine Beder’in tarif kitabını. Beceremiyo da aynısını yapmayı. Her seferinde senin tatlı diye yaptığını sonuna kadar yiyen bi zavallı adamım lan ben. Kıymetimi bil. Kayınpeder bundan evvel ölse hepten yandım aslında. Benimki çok anacıdır. Annem yalnız kaldı diye bunun yanından ayrılmaz artık. Ağlaşırlar üç kadın senelerce. Hayır bunlar ağlak bir aile abi. Sokakta ölü kedi görseler bir ay burunlarının direkleri sızlar. Maksat ağlamak olsun.
Bu burnun direkleri neresidir, nasıl sızlarlar onu da hiç anlamam ya!
-İsmail Abi!…İsmaiil oğlum!
Duymamazlıktan geleyim bak ısrar etmeyecekler göreceksiniz.
-İsmail bu diziye çok meraklı baba, yanında top patlasa duymaz.
-Bu gürültüde nasıl takip edebiliyor?
-Eder o. Dudak okur.
Sağ olsun ne varsa benimkinde var gene. Anladı bana geldiklerini, durumu idare ediyor.
Sağ olsun hakkaten. Edecek tabii ki ya! Mecbur. Üç aydır bu gecenin kavgasını yapıyoruz.
Dedim ben gelmiycem sen git. Ölümü gör mü demedi, camdan kendini atmaya mı kalkmadı.
Boşanıyoduk az kaldı. Şimdi bütün bunları sanki karşı dairedekiler yaşamış gibi hah hah hoh hoh…Çok mutluyuz burada. Hayır dedim ki ben bizimkine.,”Alalım babanı öğlen yemeğine bir yere götürelim verelim hediyemizi bitsin bu çile.” Olmazmış hep beraber olunacakmış. Hep beraber olununca
herkes birbirinin hediyesine bakıyor abi! Bacanak denen şerefsiz, zengin, gösterişçi ibnenin teki en pahalı hediye hep onun. Kayınpederin zaten benim hediyeyi açarken bile gözü onunkinde. İstemiyorum dedim, bu sahneyi yaşamak bu yıl artık. Son üç ayın iki buçuk ayı küs geçti. Yalan dünya vallaha yalan.
Şimdi bak burada sessiz sessiz oturuyorum. Birazdan benimki yeni araba aldığımızı açıklayacak. Gör bak ondan sonrasını. Söylemeyelim dedim, e kayınbiraderi biz bırakacakmışız. Zaten oğlan eve gelir gelmez anasına yetiştirirmiş haberi, o nedenle herkesin
içinde konuşmalıymışız. Karıma on yıldır tek bir fikrimi kabul ettiremedim ya! Her şeyin en
doğrusunu o biliyor. Yardım edeyim diyorum. Bulaşık makinesine koyduğum bardakları bile yeniden alıp kendi diziyor. Yarın annem arar garanti. Nasıl geçti? Nasıl davrandılar sana? Anası ne yemek yapmış? Kim ne getirdi o suratsız herife? Bir seferde sekiz soru sorabiliyor kadın. Herhalde bunun için evlendim ben ya! Bunları yaşamak için.
Araba faslını açtı bizimki işte. Bir heyecan dalgası kapladı evi. Markası neymiş, nerden almışız, kampanya ile mi almışız, kredi ile mi almışız? “İkinci el” dedim.
Yüzler buruştu bir an. Sonra yeniden bir hareket oldu; neden ikinci el almışız, şimdi bilmem nerde promosyon varmış, madem ikinci el alacak mışız, onunkini alsaymışız. Bu bacanak denen herifin ölümü
elimden olacak. ‘İkinci el’ diyene kadar herkesin bana bakışı değişmişti yeminle. ‘Lan bu aptal herif demek para kazanmaya başlamış’ şeklinde bakıyorlardı.
İkinci el dedim, bakışlar anında ‘zaten senden bi bok olmaz’ şeklindeki eski yerine rücu etti.
Bu aileyi toptan çıkarmam lazım hayatımdan da çocukla benim hatunu nereme sokucam?
Oğlan dayısına hasta abi! Ben çocukla hafta sonu üç beş saat anca geçiriyorum herif işsiz
her gün onunla beraber. Alışveriş merkezlerinden çıkmıyorlar dayı yeğen. Lanet olsun.
Şimdi şu kanepeyi kaldırıp şu vitrine çaksam karı da gider elden oğlan da.
Çakmayacaksın. Çekeceksin İsmail.
Dizi reklam arasına girdi. Hala ben televizyona bakıyorum. Bacanak Avrupa gezisini anlatıyor hepsi de yalandan bir ilgiyle dinliyorlar. Ben de ağız ucuyla gülümsermiş gibi yapıyorum.
Kayınpeder tatlısının üzerindeki kaymağı çatala tutturmakla meşgul. Arada çaktırmadan ona bakıyorum. “İnşallah pantolonuna düşürürsün” gibilerden. Arada da çaktırmadan benim hatuna duvardaki saati gösteriyorum gözlerimle.
Kalkma zamanı nasıl da güzel bir zamandır yahu! Geçmişteki güzel kalkma zamanı anılarımı hatırlıyorum. Bundan iki yaş günü öncesinde artık gece uzadı uzadı, patlıycam, bi ağlama geldi ağlayamıyorum, birden elektrikler gittiydi, yerimden bi fırlamıştım, ne güzel bi andı o an be.
Bacanak anılarını bitirene kadar oldu bu sefer gene saat gecenin üçü.
Kalktık. Kapıdayız. Gecenin en mutlu anı. Nasımış harkulade bi gece değilmiymiş? Ne çok da gülmüş eğlenmişiz yahu! Bunu daha sık yapmalıymışız!
“Harkulade olur mu hiç?” dedim,” Harikulade harikulade!” diye diye
kendimi sokağa bi atmışım. Oh temiz hava!

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi