.

Geçen gün işe bi gittim; baktım, oturmuş beni bekliyor. Bir yandan da dairedekilerle vermiş muhabbeti. Bi sarılış sarıldı, zannettim kaburgalarım kırıldı. Beni çok özlemiş!
Var bi numarası yoksa sabahın köründe benim yanımda işi ne?
Yarım saat oturdu, çay kahve. Bekliyorum, sadede ne zaman gelecek? Yok, paso hoşbeş!
Sonra birden kalktı “Ben gideyim bi de annemlere uğrayayım” diyerek. ‘Bi haller olmuş buna görüşmeyeli’ diycem, ama diyemiyorum. Çünkü malımı biliyorum, var gene bir numarası.
Dairedekiler sordu arkasından, ağabeyiniz aman ne de şekermiş, mesleği ne falan diye.
Serbest, dedim. Serbest meslek. İpsiz sapsızın tekidir, diyemedim. Onu bunu, benim gibi kerizleri çarpar yolunu bulur, dört dörtlük bir şerefsizdir, diyemedim. Umutluyum bekliyorum ama, bu dünyada bunsuz yaşadığım tek bir Allah’ın günü olmadı ya, henüz. Bu dünyayı ben bunsuz bilemedim henüz. O yüzden dünya hakkımda görüşümü sorarsanız peşinen söyleyeyim; negatif. Eksi abi burası benim için, herif benden üç yıl önce gelmiş, ortalığı dümdüz etmiş. Her çocukluk anımda bu da var. İnsan çocukluğuna dair komik anları önce hatırlıyor sonra güleyim derken anında içi acımaya başlıyor, bu herifin yüzünden.
Kafamı sehpaların kenarına kenarına doğru mu vurmamış, sırtımı kasten ceryanda mı bırakmamış!  Hatta bi keresinde merdivenden itmiş de tırabzanlara takılmışım yuvarlanırken. Kaç kere terli terli soğuk su içirmiş bana özel. Anneme sordum belki yüz kere, havale geçirdim mi ben hiç küçükken yoksa geçirmedim mi, diye. Bütün oyuncaklarımla önce bu oynadı. Bütün kız arkadaşlarıma önce bu asıldı. Bütün harçlıklarımı benden önce bu harcadı. Ulan Aytekin yedin bitirdin lan beni! İliğimi kemiğimi kuruttun!
Bunun düzenbaz, üçkağıtçının biri olduğu anlaşılana kadarki arada ben de büyümüşüm abi! Olan bana oldu. Şimdi gelmiş dairedekilere “Bu benim kardeşim var ya canımdan ileri!…” falan filan lafları. Hadi ordan lan adi!…

, 17 Şubat
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi