.

…… Dışarı çıktım baktım, temiz hava. “Bakarsın ilerde işime yarar, çekeyim bunu içime”, dedim. Çektim içime. Faydacı bi insanım.
Bu kayınpederin uğursuz evinden her çıkışta bi daha buraya geleni… diyorum.
Ertesi hafta tek tek basaraktan bi daha. Ondan ertesi hafta çıkarken büyük konuşuyorum gene. Ondan da ertesi hafta tıpış tıpış bi daha. On yıl böyle geçti gacır gacır. Sade evden değil mahalleden bölgeden soğudum. Bazen mesela şehrin bir başka yerinde bi arkadaşımla oturmuşuz muhabbete, buraya kalkan bir otobüs geçiyor önümüzden valla tir tir bi titreme geliyor, adama ne anlattığımı unutuyorum.
Evden çıktık, ama çilem bitmedi. Yukarı doğru el sallama merasimi var.
Hanım tarafının değişik mamulleri kimi balkondan kimi pencereden sarkmış halde bize el sallıyor. Biz de arabaya doğru geri geri giderken onlara. Sanki gurbete gidiyoruz. Taş çatlasın on gün sonra buradayız gene be kardeşim! Hep aynı yalandan hareketler. Bu el sallamayı da hiç anlamam. Cam silmeden tek farkı bunda bi tek gülümseme var ekstradan. Hayır ben hatuna dedim binelim bi taksiye gidelim, arabayı çıkarttırma şimdi bana otoparktan. Yok illa arabayla gidecekmişiz. İlla ki gösterecek herkese. E noldu bak, muradına da eremedin. Arabayı sota bulduğum ilk yere koydum. Babanın evinin balkonundan görülemeyecek kadar uzak bir yere. Benim hatun, bunlar onu çok sevdikleri için hâlâ arkasından el sallıyorlar zannediyor, ama şu dakka eğer gözlerini kısıp yeni arabamızı seçmeye çalışmıyorlarsa adiyim. Bacanak ibnesi evde dürbün arıyodur şimdi.
Balkondakiler nokta kadar görünüyor nerdeyse. Keşke hep o büyüklükte görünseler. Bizim hanım benim biraz arkamda. Onun arkasında da bizim oğlanla kayınbiraderim olacak adi. Bu kayınbirader hıyarı iki yıllık bir yüksek okulu zor bela bitirdi, sanırsın Harvard’ı bitirmiş. İş beğenmiyor. Seni kim beğensin lan? Yok onun izni azmış yok öbürünün maaşı düşükmüş! Ulan seni kim beğensin hıyarağası? Herkese de bok atar, ya hakkaten böyle adamlar var, yaşı dayanmış otuza daha hiçbir işin ucundan tutmamış, ama sor her işi en iyi bu bilir. Yanlış yaptım yanlış. Teslim ettim oğlanı bu zihniyetteki adamlara. Hayır baştan benim çocuk bana yabancı gibi geldi abi tam ısınamadım. Yav el kadar bebeydi neresine ısınacaksın? Meme de yok ki bizde. Bi de bi yıl mı ne öksürdü ya çocuk, ömrüm eczanelerde geçti. Bu arada oğlan elden gitti abi. Meydanı bıraktım bu musibetlere.
Arabanın önüne bi araba çok sokulmuş. Bu gece harbiden bir bu eksikti.
Bu benim kayınbiraderi babası ufak yaşta kucağında araba sürdürmeye alıştırmış, herif Niki Lauda kaza yaptıktan sonra bir hafta yasa girdiydi.  Formula 1 İstanbul’a gelince de bir ay bayramlıklarıyla gezdi. İşin kötüsü bizim oğlanı da araba manyağı yaptı. Hem araba manyağı hem futbol manyağı yaptı. Ergenliğe girince de karı manyağı yapacak belli. Gözlerimin önünde dayısı tarafından bir çocuk kaybedildi abi. Şimdi arabayı çalıştırıcam bunlar dayı yeğen arkada oturacak. Arabayı yanıma çok sokulan arabanın yanından sürttüre sürttüre çıkaracağım. Nereden mi biliyorum?
Acemiliğimden biliyorum, bu durumlarda heyecan yapıyorum ordan biliyorum, bi de arkada bu kayınbirader gibi kendini Niki Lauda zanneden biri varken oradan hepten biliyorum.
Kıs kıs gülüp benim oğlanı dürtükleyecek. Karizmada çizilecek yer kalmadı anasını satayım, boyası çıktı kompile. Enişte yardım edeyim de demez. Seyreder. Ya insanlar bunda ne eğlence buluyor vallaha anlamıyorum. Ulan almışız arabayı yeni, tamam bi türlü öğrenememişiz doğru kullanmayı, olabilir, acemiyiz, ama kendi götümüzü değil senin ablanı gezdiriyoruz ulan hıyar.
Araba yeni, her tarafına hakim değilim. Hazırlıksızlık yakalandık .mına koyım. Eğer bu kayınbirader adisi yaptığım bütün hareketleri tek tek kaydetmiyorsa nolayım? Yarın bi gün benden arabayı isteyecek ben veresi olmıycam, “Yeğenimle maça gidicez” diye duygu sömürüsüne başlayacak, benim oğlan yalandan gözleri dolu dolu bana bakacak, ben gene veresi olmıycam, benim oğlanın anası fenalık geçirme öncesi rutin beden hareketlerine başlayacak, ben “Gülcan, araba yeni!” diyerek gene veresi olmıycam, kayınbirader elinde kumanda aleti zap yaparken bir yandan da kutsal aileme attığı zehirli tohumun serpilip boy vermesini adice izlemekteyken benim oğlan başı önde odasına gitmeye başladığında yalandan, ben de veresi olmaya başlayacağım, ardından bir süre görüş alanıma sadece eşyaları sokup düşünme modunda iyice veresi olacağım, sonra bu hayvan benden anahtarı alacak.
Ve benim arabama yanaşırken daha, benim bu akşamki halimin taklidini yapmaya başlayacak benim oğlana. Biliyorum.
Abi insan oğlunu direk güldürmek ister, ben hep bu adi kayınbirader üzerinden güldürüyorum istemeden. En çok buna yanıyorum, en çok buna.
Neyse belki Allah, belki bu düşünceler yardım etti, noldu nasıl oldu anlamadım. Arabayı tereyağından kıl çeker gibi çıkardım, çok sokulmuş arabanın yanından. Kendime bi güven geldi. Bu ‘çok sokulmuş’ lafı da acaip bi laf aslında. Hayvan mı lan bunlar?
Kendime epey bi güven gelmiş anlaşılan arabayı çizdirerek kaldırmışım. Sonradan fark ettim. Ancak efendi olacaksın, zafer sarhoşluğuna kapılmayacaksın kardeşim. Bunu hiçbir zaman fark edemedim. Trafik ışığında durduk. Koltuk dar gibi geldi. Biraz çekeyim de sırtım rahatlasın dedim. Koltuğun yan tarafında kollar var ya, şunu dedim biraz geri çekeyim. Çekmemle beraber birden ayaklarım yerden kesildi abi, neye uğradığımı şaşırdım. Üzerimde sekiz olmuş emniyet kemeri olmasa zannedersiniz birazdan arabadan ışınlanıcam.
Hanıma bağırıyorum bir yandan “Gülcan düzelt şunu.” diyerek. Işık yeşile dönmüş, arkadan kornalar cayır cayır. Kolu sonuna kadar çevirmişim meğer. Koltuk temelli yatmış.
Neyse kayınbirader düzeltti koltuğu da ayaklarım yeniden pedallara değdi.
Sonrasını anlatmayayım ya da şu kadarını anlatayım: Arabayı sağa çektim, kendime geleyim diye bir de kayınbirader ile benim oğlan gülme komasından çıksınlar diye. Dayı yeğen gülmekten kördüğüm olmuşlar. Hayır neye yanıyorum biliyor musunuz, el alemin çocuğu babasını şöyle anlatır mesela: “ Benim babam nur içinde yatsın öyle komik bir adamdı ki beni gülmekten öldürürdü.”
Benimki nasıl anlatacak ben biliyorum, “Yav benim babam öyle salak bi adamdı ki rahmetli. Hiç unutmam dayımla beni bigün gülmekten öldürecekti. Yav koltuğun kolunu….”
Millet oğluna para, pul, gayrı menkul olmadı, güzel bir soyadı bırakır.
Ben bunu bırakacağım. Ben buna yanıyorum.

Fatih Altınöz, 4 Şubat

, 5 Şubat
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi