.

Gece ordan çıkılmış. Hayal meyal hatırlıyorum. Bir pavyona gidilmiş. Taksi paralarını bana ödettiler. Hayal meyal hatırlıyorum. Orada bir süre koltuğa devrilip horul horul uyumuşum. Sonra bir an kendime gelmişim ve kadının sahne ortasında ağabeyimle mutlu mesut göbek attığını görünce çocuklar gibi aralarına girerek “Mürvet Yenge, sen Hulusi Kentmen’den ne zaman boşandın da ağabeyimi ayarttın, orospu?” diye sormuşum. Kadın beni itmiş. Yere düşmüşüm. Hayal meyal hatırlıyorum. Aytekin adisi beni taksiye bindirmiş, eve göndermiş. Beş lira diye elli lira verdim galiba taksiciye. Hayal meyal hatırlıyorum. Kapıda Gülcan’ı hatırlıyorum bi tek. Ondan sonrasını hiç hatırlamıyorum. Zaten daha ne olsun! Tahminimi edeyim; epey bi fırça yemişimdir, benim ne sorumsuzluğum, ne düşüncesizliğim, ne vurdumduymazlığım, ne ondan utanmadıysam oğlumdan biricik oğlumuzdan da mı utanmadığım kalmıştır. Daha havada sızmışım Allahtan.  Yatağa nasıl ulaştım? Kayıt yok.  Ayık kafayla bu kadar hakareti sineye çekemeyebilirdim ayrıca. Çekmezdin de ne yapardın be İsmail?
Atıyosun bol keseden. Çekersin. Neleri çekmedin sen? Çekerim! Her türlü çileyi getirin anında çekerim hakkaten. Hayatım bitmiş benim ya ne çilesi? Kafam kazan. İki tane hap attım, baş ağrısı için. Bana mısın demedi. Haplar da konuşmaya başladı. Deliriyo muyum ne? Bugün işe gidemedim tabii ki! Yatakta ilk uyanışımda saat öğlen on ikiydi. Kanepede bi daha baktım, saat iki. Gülcan not yazmış, “Erçin Abi’yi arayıp haber verdim, merak etme.” diye. Benim karım gene de iyi kadındır ya, düşüncelidir, bakma sen. Sorun bende abi! Böyle aileye böyle İsmail. İsmailim eriyosun milim milim. Babaya bak babaya! Ulan Talat bey helal olsun sana be! Ben de diyorum, adamcağız iyice ufaldı pencere kenarında, bitti bitecek. Anneye bak!  Büyük oğlunun beşiğini “eller kazansın sen ye” diye sallıyor. Küçük oğlunun beşiğini kimlere sallattı, küçük oğlu gayet iyi biliyor. Halası anlattıydı zamanında o hikayeleri. Hiç düşünmesem daha iyi. Ağabey desen zaten kainat güzeli. Sen nasıl kurtuldun be İsmail bunların arasından. O da kurtuldumsa? Hayır, tamam bunların ne mal olduğunu bir gecede öğrendim, iyi de napıcam? Ölseler hadi gideyim mezar taşlarına rahat rahat bağırayım çağırayım, dökeyim içimi. Bunların hepsi hayatta be abi!
Aytekin adisi Kıbrıs’a dönecek. Hadi ondan kurtuldun. Diğer ikisiyle napıcaksın? Ulan peder, tamam para pul hayallerim bitti, ama beni en çok sen bittirdin lan dün gece.
Off! Hiç düşünmeyeyim. Düşündükçe fena oluyorum. Safım oğlum ben. Ne safı lan, süzme salaksın oğlum sen. Süzme de değil direkman tortusuz. Kendim hakkında net bir kararım yok. Karar vermeliyim. Neyim ben? İsmail hakkaten nesin abi sen?
Aytekin adisi her şeyin başından beri farkındaymış anlaşılan. O yüzden posta koyup durdu bizimkilere hayatı boyunca. Tartışır, bağırır, çağırır, çeker kapıyı, çıkar. İsmail kalsın evde uslu çocuk olsun. Hayat boyu alttan alsın. Altta kalsın. Aytekin saydırdı saydırdı rahatladı. Ben mide ülseri oldum. Midemdeki yara nerdeyse kafam kadar, kanar ha kanar kanar. Ne güzel oldu lan burası, şarkı gibi. Adam gezdi dünyayı. Ben, “Bizimkileri o çok üzdü bari ben üzmeyeyim.” diye eşek kadar adamdım, hala gece en geç on dedin mi evde. Mazbut aile babası oldum, ne güzel tıpkı babam gibi diyodum. Babam dikiş makinesiymiş, haberim yok. Pederi adam sandım, nankör evlat olmayayım diye kıçımı yırttım ben ya! Sonuç? Sonuç kıç yırtılması işte adı üstünde. “A! İsmail çok efendi çocuk.” “Ailesine bağlı çocuk.” “Aman da hiç abisine çekmemiş, usludur hep söz dinler. Aferin ona.”
Sonuç ne oğlum İsmail sonuç? Adamın eline verirler işte böyle. Sen çabuk kavrayan çocuğu değil miydin bu ailenin? Baban öyle demez miydi? Kavra bunu da işte. Kavra da büyü. Erçin Abi’yi bi de ben mi arasam? Aslında onunla bi akşam oturmamız şart oldu. Başıma gelenleri bi de ona anlatsam da o bana akıl verse? Bi de ona anlatsammış? Kime anlattın ki daha önce? Olanlar dün  gece oldu zaten İsmail. Ya neyse işte! Akıl mı kaldı?
Araziyi unut artık, burası kesin. Otopark olarak kullanırsın hakikaten anca, git ordaki çimenlerde yayıl işte. Gerçi bu Aytekin adisinin dediği doğru mu bakalım. Doğrudur. Bi kere o parayı senden daha çok seviyor oğlum, paranın kokusunu senden önce alır o. Evet soğuk suyu içirdi zaten bana. Arazi gitti. İstikbal sizlere ömür. Aslında İsmail bu istikbal işi yalan be abi! Herkes gelecek peşinde. Manyak lan millet. Tek kesin istikbal kabristan değil mi abi? Ey Türk milleti istikbal yerlerdedir. Kazmalar elinizde ileri. Hakkaten ya! Ya İsmail millet ağzına almış bi sakız, önce çocuğumun sonra kendimin, ailemin istikbali falan filan. “Kaç sene sonraki istikbali?”diye sor bakam, onlar diyecek sana, on yıl bilemedin yirmi yıl. Peki elli yıl sonraki istikbalin abi? Yirmi yıl sonraki istikbalse elli yıl sonraki ne? Millet üşüttü oğlum. Millet beş on yıl sonra istikbal olup bitecek sanıyo, sen bunlara uyma abi! Doğru diyosun her işte bir hayır var aslında. Zaten benim içime sinmiyodu. Ya İsmail aynen be abi. Lafı ağzımdan aldın. Sen o kadar doğa aşığı adamsın. Yakışır mı lan sana ayrıca? Sen de aleme uyacaktın az kaldı. Allah korudu be abi! Sen de verseydin müteahhite, bu şehirleri bu hallere sokan yavşaklardan ne farkın kalacaktı? Ağzını açıp tek laf edebilir miydin abi o saatten sonra elaleme? Doğru aslında. Doğru diyosun. Babamların o Palandöken yolundaki arsalarında var mı acaba bi gelişme? Palandöken uçtu, diyolar. Kaç yüz hissedarı var ya o yerlerin? Ordan hiçbir şey çıkmaz. İmkan yok. Ulan demin ne diyodun şimdi ne diyosun? Bu arsa işlerinden zengin olma hayalleri kurmaktan vazgeç artık İsmail.
Halamı mı arasam acaba? O emlakçıları tanıyodur ordaki. Belki yeni bir gelişme olmuştur. Eline en yakın toplu para geçme ihtimali emeklilikte. Kabul et artık şunu. Arsalar para etmiyor işte. Sen çevreci bi insan olarak yaşlanacaksın. Ne mutlu sana! Bu da iyi bişey yani maneviyatını güçlendirir insanın. Abi öyle diyosun ama hep züğürtlere mi kalacak bu maneviyat işleri be! Sen de haklısın aslında.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi