.

Varlığın sonsuz çeşitliliği esrarengizdir.
[Takuan Soho, Doludizgin Zihin]
O halde son din adamının bağırsaklarıyla son kralı boğana dek mola vermeyelim!
[Denis Diderot, 1713-1784]

İslam, modern insana hitap ediyor mu? Modern koşullarda birey olma imkanlarını araştıran; aşka, özgürlüğe, dostluğa, bilgiye ehemmiyet atfeden; Ah Muhsin Ünlü’nün şiirindeki gibi “Ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim” diyen kimseye İslam’dan fayda var mı? İslam cidden ‘barış dini’ mi? Kapitalizm İslam’ın hoş karşıladığı, tasvip ettiği bir işleyiş midir? Kadınlara ve gayrimüslimlere uygulanan ayrımcılığın İslam’da yeri var mı? Bugün camilerde bir araya gelen kimselere cemaat denebilir mi? Sosyalizm [toplumculuk] Hz. Muhammed’in ömrü boyunca bağlı kaldığı bir ilke miydi? Sudan’lı düşünür Mahmut Muhammed Taha, İslam’ın İkinci Mesajı adlı kitabında bunlara ve benzeri sorulara cevap veriyor.
Kitabın Ayrıntı Yayınları tarafından neşredilmiş olması son derece ilginç ve dikkate değer. Yayınevinin, romancı Burhan Sönmez editörlüğünde oluşturduğu Kurtuluş Teolojisi ya da İdea Ayrıntı adlı diziyi, kültür ve düşünce hayatımızda bir dönüm noktası olarak görüyorum. Peygamber’le yeni bir buluşma gerçekleşiyor.
Türk okurunu Foucault, Baudrillard, Kovel, Bataille, Ross, Gorz, Freire, Sennett, Negri, Illich, Bauman, gibi yüzlerce önemli düşünür ve Palahniuk, Robbins, Pirsig, Lodge, Ballard, Roth gibi onlarca süper yazarla tanıştıran Ayrıntı Yayınları, 600. kitabını neşrettiği şu günlerde “yeşil” sahaya iniyor.
Umuyorum ki artık entelektüel çevrelerdeki kısırlaştırıcı, tıkayıcı, bir o kadar utanç verici bölünmüşlük; şoke edici sorular ve dönüştürücü cevaplarla ilerleyen bir düşünme faaliyetiyle yarılacak.
Özgüvenli, centilmen filozof Mahmut Muhammed Taha 1985’te, Devlet Başkanı Numeyri’nin emriyle idam edildi. Dinî siyasal otorite [şeriat], Müslüman bir bilgeyi darağacına sevk etti.
Taha’nın kitabı [Sezai Karakoç’un meşhur şiir kitabı da bu adı taşır], İslam’ın asıl mesajı hakkında bir dizi temel yargı ve bu yargılarıı destekleyen veriler ortaya koyuyor. İslam’ın İkinci Mesajı‘ndan derlediğim cümleleri ilginize sunuyorum. Dilerim, bu küçük derleme, sizde kitabı okuma hevesi uyandırsın.

İslam, [kadın-erkek] tüm insanlar arasında ırk, sosyal köken, ekonomik imkan ayrımı yapmaksızın eşitlik, özgürlük ve hoşgörüye dayalı bir bağlam kurar.
İslam, yalnızca Müslüman erkeklerin değil, tüm insanların [bu arada bitki ve hayvanların] saygınlığının gözetildiği bir atmosfer üretir.
İslami telakkiler, açık görüşlü, özgürlükçü ve entelektüel bir düzleme taşınmadıkça, din adına konuşan kimseler, insanların inanç imkanlarını gasp etme suçuna bulaşmışlar demektir.
Modern hayatı hazırlayan bilimsel ve teknolojik gelişmeler, aynı zamanda İslami hikmeti keşfetme kapasitesine sahip bireyleri de ortaya çıkarmıştır.
Ahlakın en iyi tanımı, mutlak bireysel özgürlüğü her defasında önceleyen bir tutumun içselleştirilmesidir.
Özgürlüğünden feda ederek maddi yükseliş sağlamış kimsenin medenileştiği söylenemez.
Cemaat ya da toplum; bireyin kendine özgü niteliklerini açığa vurmasına imkan veren bir yapı teşkil etmiyorsa, bireyin gerçekleşmesi yönünde pratik ve moral teşvikler sunmuyorsa, o cemaat ya da toplum çürümüş demektir. Bir lider etrafında toplanmış isimsiz, biçimsiz gruplar, İslam’ın teklifini ıskalamış zombilerdir.
Hz. Muhammed “Din, başkalarına nasıl davrandığınızdır” der.
Cehaletini bir dinî pozisyon gibi benimseyen, her problemini okuyarak, öğrenerek değil “hocalara” sorarak çözmeye çalışan kimse kendinden utanmalıdır. Bu tür kimseler, bir problem yaşamadıkça dinî verilerle ilgilenmedikleri için İslam’ın mesajını asla kavrayamazlar.
İslamiyet özü itibariyle bir bilimdir. İslam’ın hukuki yönü; insanı, dünyayı, hayatı, evreni kavrayışın gelişmesine yönelik koşulları tanzim eden bir geçiş aşamasını oluşturur.
Korku, insanı kendini gerçekleştirmekten alıkoyar; bilgeliğin her aşamasıyla çelişir. İslam, bireyin korkularını yok etmeyi önceler. Hocalardan, patronlardan, liderlerden, ahretten… korkmak İslam’ın mesajına, teklifine aykırıdır. Allah’la ilişkimiz de korku üzerine inşa edilmemelidir.
Evrim teorisi İslam’a aykırı değildir. Mülk Suresi’nde “Şimdi, yüzüstü kapanarak yürüyen mi doğru gider yoksa yolda düzgün yürüyen mi?” şeklindeki ayet, evrimi destekler niteliktedir.
Merhamet, hukuktan [adaletten] üstündür.
Ceza, dinin kuralı değildir. İslam, bizi cezasız yaşamayı öğrenene kadar evrim merdiveninden çıkmaya teşvik eder.
Yoksulların ihtiyaçları zenginlerin hayırseverliğiyle giderilmesi İslam’a aykırıdır. Zenginlerin elindeki mal, mülk parada yoksulların kesin olarak hakkı vardır. Yoksullara haklarını vermeyen kimseler, İslam’la bağlarını kopartmış ve Allah’a karşı suç işlemiş olurlar. Hırsızdırlar.
Bireye baskıcı yönetimden ve hoşgörüsüz kamudan korkmayacak donanım sunulmalı ya da birey bu niteliği bizzat kazanmalıdır.
Silaha müracaatı haklı çıkarmak zordur.
Kölelik, İslam’ın asli bir ilkesi değildir. Hadis: “Köleleriniz, Allah’ın size tâbi kıldığı kardeşlerinizdir. Onlara kendi yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin.” Böylesi bir eşitlik ilkesinin, köleliğin temelini dinamitlediği açıktır.
Kapitalizm, İslam’ın asli bir ilkesi değildir. İslam’ın asli ilkesi, Allah’ın kulları arasında kolektif ve ortak mülkiyettir. Böylece her birey gereksindiği kadarını alır. Bu ilkeye, Hz. Muhammed sıkı sıkıya bağlı kalmıştır.
Miras ve şahitlikte kadına erkeğin yarısı kadar hak verilmesi, İslam’ın asli önerisinin epey gerisinde, bir geçiş uygulamasından ibarettir.
Bütün bedeni örtme [hicab] İslam’ın asli bir ilkesi değildir. İslam’ın asli ilkesi sufur’dur [ölçülü giyim]. İslam erkeklerin ve kadınların iffeti içselleştirmelerini amaçlar.
İslam asla son bulmaz. İslami ilerleyiş esas ve ebedidir.
İslam [Marksist değil, fakat] sosyalisttir. Aynı zamanda siyasi özgürlükçülüğü gereği demokratiktir.
Marks’ın sosyalizminin bilimsel olduğu su götürür. Robert Owen gibi idealist sosyalistlerin yaklaşımı, İslam’ın telkinleri ve hedefleriyle uyumlu nitelikler taşımaktadır.
Maksimum ve minimum gelir arasındaki fark, bu gelir gruplarındaki kimselerin birbirleriyle evlenmeyi reddetmelerine sebep olacak düzeye asla çıkmamalıdır.
Peygamberimiz, nihai komünizmi tatbik ve teklif etmiştir. Bu, İslam’ın mesajıdır.
Kapitalist toplum demokratik olamaz. İnsanın saygınlığı ve eşitlik ilkelerine aykırı bir yapılanma olan kapitalizm; birey olma imkanlarını tıkar. İnsanı aşağıya iter, bastırır. Düşük profilli ve mazlum kalabalık bir sınıf oluşturur. Bu sınıfa da ancak göstermelik bir “söz hakkı” ve uyuşturucu bir “taraftarlık” payesi verir.
Demokrasi, yanlış yapma hakkına dayanır. İslam da öyle.
Allah katında insanın saygınlığı o kadar kıymetlidir ki bireysel özgürlüğün üstünde bir koruyucu unsur konumlandırılmamıştır. Peygamber de insanların tercihlerini değiştirmek için herhangi bir zorlayıcı tavırdan alıkonulmuştur.
Zekat esasen kapitalist bir uygulamadır. Bir geçiş dönemi uygulamasıdır. İslam’ın asli teklifi, sosyalist tutumdur. Ev, bahçe, eşyalar ve binek haricinde bir kimsenin kendine ait hiçbir mülkü olmamasını önerir İslam. Verilmesi mümkün olan her şeyi vermeyi, paylaşılabilecek nitelikteki her şeyi paylaşmayı esas alır.
Haddinden fazla mülke dinip, onun da yalnızca kırkta birini vermek suretiyle yanılgı yüklü bir dinsel tatmin duygusu yaşayan kimse, İslam’ı anlammış, Allah’ı tanımamış, Peygamber’i dinlememiş demektir.
İslam, orman kanunun yerini merhamet kanunu alması için vardır. İktidarın yerini mutabakat, sömürünün yerini eşitlik, baskının yerini özgürlük, bencilliğin yerini toplumsal bilinç alması için.
İslam’ın ikinci mesajı, İslami algının bir kavrayışa dönüşmesini temin etmeye yönelik verilerdir. Bu mesaj Hz. Muhammed’in hayatında somutlaşmıştır.

İslam’ın İkinci Mesajı
Mahmut Muhammed Taha
Çev.: Haydar Aslan
Ayrıntı Yay.
176 s.

, 15 Kasım
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi