.

Jules Verne ve H. G. Wells aynı dönemin bilimkurgu yazarları olarak aynı havuzda yüzdükleri için olsa gerek, aralarında bir çekişme varmış. Wells, politik göndermeleriyle ve genel olarak eserinin daha nitelikli bulunmasıyla entellektüel camiadan daha fazla ilgi görür, Jules Verne buna tilt olur, Wells’i bilimden anlamadan bilimkurgu yazmakla suçlarmış. Zaman makinasının nasıl çalıştığının anlatmadan “Zaman Makinası” diye roman yazılamayacağını iddia edermiş. H. G. Wells ise “nasıl çalıştığından bana ne” dermiş pişkin pişkin.

Bilimkurgularda kurgulanan bilimin ne derece akla uygun olduğu, eserin edebi niteliği açısından çok önemli değildir belki ama eserin ciddiyeti açısından bir fikir verir. Uzay filmlerinde, uzayın derinliklerinde giden uzay gemisinin içinde herkesin nasıl ayakta durduğunun açıklanmadan bırakılması hep dikkatimi çeker. Bazen “yapay yerçekimi aktive edildi” gibi anonslar gelir, ama o bile yeterince inandırıcı değil. Şu anki bilimsel veriler ışığında zaman yolculuğu bile kütle olmadan kütle çekimi yaratmaktan daha olası görünüyor (bu konudaki kayda değer istisnanın “2001 Uzay Macerası” olduğunu belirtelim).

Bir diğeri de yapay zeka ile ilgili. Aslen bir algı yanılsaması olan bir durumu hikayenin merkezine oturtan robot hikayeleri çoktur. Görüntü ya da ses olarak insana benzeyen bir makinanın, baştan öyle niyetlenilmiş olmasa da insani duygular göstermeye başlaması… Kubrick’in yazıp Spielberg’in yönettiği “A. I.” (Türkçesi Y. Z. midir acaba), Asimov’un “Ben, Robot”u, hatta “2001 Uzay Macerası” bunun örnekleri. Aslında başka şeyler için üretilen robotların duygusal tepkiler vermeye başlamaları için, görüntü (ya da HAL için ses) olarak insanı andırmaları yeterli bir açıklama mıdır? İzleyicinin aklı, bunları insan olarak kabul etmeye yatkındır, dolayısıyla yadırgamaz. Ama makina açısından baktığımızda, durum farklı.

Elbette yazılımların beklendiğinden farklı sonuçlar vermesi mümkün, bu çok sık yaşanır. Ama yapılış amacının gerektirdiği sistemden çok daha karmaşık bir sistemi bir yanlışlık sonucu edinivermesi pek mümkün değil.

“Çin Odası” denen bir hikaye vardır. Amerikalı filozof John Searle tarafından makinanın aklının nasıl bir şey olduğunu görselleştirmek için anlatılmış. Tabii Çince’ye ve Çin yazısına yabancı olanlar için bir anlam taşıyor. Çince biliyorsanız, Çince yerine anlamadığınız başka bir yazı ve dil koyabilirsiniz.

Çin Odası, her yanı kapalı bir oda. Sadece bir duvarında bir kağıdın girebileceği ince bir yarık var. İçeride bir adam oturuyor. Elinde üzerinde Çince karakterlerin yazılı olduğu yüzlerce küçük kağıt ve kara kaplı bir kurallar kitabı var. Dışarıdan bir Çinli bir kağıda bir şeyler yazıp içeri atıyor. İçerideki adam, kağıtta yazanları kurallar kitabından buluyor, burada karşılığında hangi kağıtları yan yana getirmesi gerektiği yazıyor. O da yazılanı yapıyor, küçük kağıtların üzerindeki Çince karakterleri yan yana getirerek bir cevap oluşturuyor ve aynı yarıktan dışarı atıyor.

Biraz daha Turing makinasına benzetelim. İçerideki adamın önünde aynı zamanda bir dizi mum var. Bazıları yanıyor, bazıları yanmıyor. Kurallar kitabındaki kurallar da şöyle olabiliyor:

  • Şu şu şu karakterleri yan yana getir, cevap oluştur, birinci ve dördüncü mumları yak.
  • Eğer üçüncü mum yanıyorsa şu cevabı ver, yanmıyorsa bu cevabı ver, beşinci mumu söndür.

İçerideki adam hiç Çince bilmiyor, Çince karakterleri en çok derme çatma kulübe resimlerine benzetebiliyor, sadece kurallar kitabındaki kuralları uyguluyor. Dışarıdaki adam ise bir Çinli ve içeriye attığı kağıtlar ve gelen cevaplar aracılığıyla içeride oturan bir Çinliyle sohbet ettiğini sanıyor. Aslında bir Çinliyle sohbet ediyor, ama o Çinli, kurallar kitabının içine gömülü sanal bir varlık. İçeride oturan ise Çince bilmeyen bir memur.

Bu makina duygusal tepkiler verebilir mi? Elbette verebilir, eğer kurallar kitabında varsa. Ama kurallar kitabında kodlanmadığı halde, aksaklık sonucu duygusal tepkiler vermeye başlayabilir mi? Böyle bir aksaklık olursa, herhalde en iyi ihtimalle abuk sabuk cevaplar vermeye başlayacaktır.

Makinanın aklı böyle bir şey.

, 9 Mart
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi