.

Seçimler geldi geçti. Hayırlı olsun. Mebuslar mazbatalarını alsınlar, vazifelerine başlayacaklar. Bu da hayırlı olsun. Olsun da bu yeni gelen arkadaşlar hazır yeni anayasa yapacakken şu milletvekili yeminini değiştirsinler. Onca büyük ve yakıcı mesele için de bir derdim de budur. Anayasanın 81. maddesinde geçen metin şudur:

MADDE 81- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Bu metin, Türkçesinin bozukluğu bir yana, içeriği itibariyle 1982’den beri binlerce milletvekilini iki yüzlü durumuna düşürmekten başka bir işe yaramamaktadır. Atatürkçü olmayanları Atatürkçü kabul edip bunu dikte ettirmesi insan haklarına ve evrensel ilkelere aykırıdır.

Şimdi Leyla Zana çıkıp bu yemin metnini okuyunca yalancı durumuna düşecektir. Ne bileyim bir sürü AKP’li vekil için de bu geçerlidir. CHP’li Sezgin Tanrıkulu Atatürk milliyetçiliğine niye sadakat göstersin ki? Sırrı Süreyya Önder şapka inkılabına bağlı olsa ne olur olmasa ne olur? Bir Mustafa Balbay gibilerin dünyasına cuk oturan bir metin yemin metni için yazık değil mi binlerce insanın saçma hallere düşmesi?

Bu metnin derhal değiştirilmesi ve resmî ideolojik ifadelerden arındırılıp evrensel bir dille yeniden yazılması elzemdir. Nedir bunlar:

1- “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma” deniyor. Atatürkçü olmayan İslamcı, liberal, Kürt, Kürtçü, sosyalist mebuslar için bu ifade zulümdür; iptal edilmeli.

2- “Millî dayanışma” kavramı uzun uzun izah edilmediği sürece anlamsız ve mesnetsiz bir solidarist korporatizm çağrışımı yapıyor. çok gereksiz, çok demode.

3- “Büyük Türk milleti”ne ne demeli? Milletin büyüklüğünü geçtim seçilen mebus Kürt veya Arap veya Yahudi. Bunun yerine sadece “yurttaşlar” ifadesi mis gibi gider.

3- “Namus”, fazlasıyla folklorik, erkil ve geri bir ifade. Namusun yeri burası değil. Onun yerine sadece şeref, haysiyet kafi.

Aslında 1924 anayasasındaki metin güncellenerek geliştirilirse güzel olabilir. Kimse de yalancı durumuna düşmez. Önerim şudur:

“İnsanların huzuru ve mutluluğu için çalışacağıma, insan hakları ve demokrasiden taviz vermeyeceğime, insanlık onurunu her şeyin üzerinde tutacağıma yurttaşlar önünde ve haysiyetim üzerine ant içerim.”

Böyle olursa hem kısa sürer hem de kimse hiç olmazsa tercihleri ve aidiyetleri üzerinden yalancı durumuna düşmez. Ha bu yeminine sadık kalmaz o başka bir tartışma.

Aklıma gelmişken; madem İsviçre’den, İtalya’dan kanun tercüme ettik zamanında hazır anayasa değişikliği gündeme gelmişken, müstakbel Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın birinci maddesi de Almanya Anayasası’ndan aynen tercüme edilsin.

“Die Würde des Menschen ist unantastbar”. Yani “insan onuru dokunulmazdır”.

Eh bundan iyi anayasa başlangıcı olmaz hani. Maruzatım şimdilik budur.

, 17 Haziran
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi