.

(Geçenlerde yayınladığım bir öyküde kullandığım Muharrir™ 5.0 yazılımının tasarımcısı Fikri Gelmiş ile yapılan 24.06.2011 tarihli röportaj. Kaynak: “C++’cının Dünyası Dergisi”)

Öykü hesaplayan bir program fikri nereden aklınıza geldi?

Hikâyeler yazıyordum. Daha sonradan baktım ki hepsi birbirine benziyor. Bunun neden kaynaklandığını düşündüm. Baktım, hep aynı akıl yürütme yöntemini kullanıyorum. Sonra, acaba bunu bir sisteme sokup, bilgisayar programına dönüştürebilir miyim sorusunu sordum kendime. Boş vakitlerimde çalışarak, deneme yanılma yoluyla küçük bir yazılım çıkardım ortaya. İlk sürümün hesapladığı öyküler; Başlangıç, Gelişme ve Sonuç`tan oluşan, bir kaç farklı şekilde başlayıp bitirilebilen türdendi. Zamanla farklı kombinasyonların da eklenmesiyle daha zengin içerikli bir programa dönüştü.

Peki bu sürümü diğerlerinden ayıran özellikler nelerdir?

Bu sürümün en önemli özelliği kaynak kodlarının yeni bir anlayışla yeniden yazılmış olması. Bildiğiniz gibi ilk programlarda yapısal anlamda bazı sorunlar yaşadık. Bir örnek vereyim; `Saatçi` isimli bir öykü hesaplatmıştım. Bu öyküde saatçiye tamir etmesi için verilen saat, zamanı dilediğiniz gibi kullanmak için bir anahtardı. Başka bir öykü `Perşembe Günleri`nde ise bir pazarcı haftanın her Perşembe günü Perşembe Pazarı`ndan evrenin merkezine açılan kapıdan geçiyordu. Şimdi böyle söylediğimde iki farklı öykü gibi gözüktü ama olayların gelişimi birbirinin aynısıydı ve her iki öykünün sonunda da dünya başka boyuttan gelen akli dengesi bozuk rakunlar ordusu tarafından istila ediliyordu.

Akli dengesi bozuk rakunlar ordusu mu?

Evet, maalesef olaylar böyle gelişiyordu. Ama dediğim gibi yeni sürümde bu türden sorunları büyük ölçüde çözdük.

Sanal-öyküler gerçek öykülerin yerini alacak mı sizce?

Şu günlerde `Jilet Kenarı` isimli kitap yok satıyor. Bu kitabı yazan kişi bizim programımızı kullanarak yazdı. Programda hazırladığı öykülerin kombinasyonlarının patentini aldı ve bundan güzel paralar kazanıyor. Ben biliyorum ki o kombinasyonları kurmak da bir sanattır ve ardında bilinçli bir zihinsel faaliyeti gerektirir. Menüler karmaşıklaştıkça işin içine yaratıcılık da giriyor ve yapılan işin kalitesi de o ölçüde artıyor. Satış başarısı gösteriyor ki öyküler sadece hesaplatan için değil herkes için keyifle okunacak kadar kaliteli. Sanal öykü, gerçek öykü diyorsunuz. Bu öyküler sanal mı şimdi? Öyküleri kendiniz yapıyorsunuz. Bundan daha gerçek bir şey olabilir mi? Sanal-öykü adını ben takmadım. Bunu doğru da bulmuyorum. Bu öykülere benim tavsiyem e-öykü ya da eykü diyebilirsiniz ille de bir isim verilmesi gerekiyorsa. Bu öykülerin tek farkı, daha hızlı üretilebiliyor olmaları.

Peki, bunlara çabuk-öykü diyebilir miyiz?

Siz ne isterseniz diyebilirsiniz benim için bir mahsuru yok. Tamam öyküler yapay bir zeka tarafından hazırlanıp önünüze konuyor ama burada tasarımcı baştan sona sizsiniz. Aslında benim açıklamak istediğim bir şey var. Bu da herhalde ilk defa sizin derginizde yayınlanacak. Çıkarmayı planladığımız yeni sürümün beta versiyonuna bir de Şiir menüsü ekledik!

Şiir okumayı severim. Buna sevindim gerçekten.

Başta bunun gerçekleşebileceğini düşünmüyordum. En kötü şiir bile bir duyguyla yazılır çünkü. Ama bu konuda bir talep vardı ve biz de bu talebi karşılamaya niyetliydik. Bunun nasıl olacağı üzerine düşünmeye başladık. Şiiri bir bilgisayar üreteceği için bu bilgisayarın duygularıyla yazılmış bir şiir olmalıydı elbette. Biz de bu düşünceden hareketle bu konuda yeni bir arayış içine girdik. Sonucu daha net açıklamak için size geçenlerde hesaplattığım aşk temalı bir şiiri okuyayım:

Neyledim kamah etrene
Gel gidelim bir katrene
Şimar-ı kâl eder sense vuku
Bence acap vidar fatrene

Bu nedir anlamadım ben, Osmanlıca mı?

Hayır, bu bilgisayarın kendi türettiği bir dil. Kelimelerin ses uyumunu gözeterek hesaplıyor. Kişi okurken bildiği kelimeler ve bilmedikleri arasında gidip geliyor ve böylece herkes şiire yeni bir anlam, farklı bir yorum getiriyor. Birisi ben burada şöyle anladım diyor başka birisi de hayır burada şöyle demiştir diyor. Aslında herkes şiirde kendini buluyor. Zaten içinde kendimizi bulmak istemiyorsak niye okuruz ki bir şiiri?

Sizin edebiyatı ucuzlaştırdığınız söyleniyor.

Evet. Kabul ediyorum ucuzlaştırdım. Evet, ben yaptım bunu. Edebiyat pahalıydı ve ben bunu herkesin elde edebileceği hale getirdim. Bu program sayesinde artık insanlar için edebiyat sadece bir tüketim nesnesi değil, aynı zamanda herkesin kendi istediği biçimde tasarlayabildiği bir üretim nesnesi haline dönüştü. Muharrir 5.0 ile edebiyat farklı bir döneme girdi, artık bazı insanların da bunu kabul etmesi ve buna alışması gerekiyor…

, 15 Eylül
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi