.

Zekasına ve tatlı diline imrendiğim dostum Erkan Şimşek’in Milletvekili yeminine itirazımdır başlıklı yazısının genel çerçevesine katılıyorum.
Elbette milletvekilleri yalan yere yemin etmesinler.
Siyaset sahnesine attıkları ilk adımda, riya prosedürüne riayet mecburiyetinde kalmasınlar.
Gelgelelim, bir insanın, namusu üzerine yemin etmesini yersiz bulduğunu belirten Erkan “Namus fazlasıyla folklorik, erkil ve geri bir ifade” diyor. Acaba tam olarak öyle mi?

KAMUSTA NAMUS
Cemil Meriç “Kamus namustur” der. O halde, kamustan namus kelimesine bakmakta gecikmeyelim.
Namus sözcüğünün kökeninin Yunanca nomos olduğu görüşü yaygın. Manası: Kanun, görenek.
Biz, namusu Arapça’dan tedarik etmişiz. Ağırlıklı olarak “ırz, iffet, mahrem, edep, haya” manasında kullanmışız. Vahiy meleği Cebrail’in diğer adı Namus-u Ekber [En büyük koruyucu].
Namus, ayrıca “Bir kimsenin erdemlerinin toplamı” anlamına geliyor.
Daha ilginci “Usta, liyakatli, ustalık, liyakat” manaları taşıyor.
Birisi “Namusum üzerine yemin ederim” dediğinde, “Beni ben yapan aşikar [ustalığımla ilgili] ve mahrem [sırlarımla kayıtlı] iyilikler üzerine…” dediğini anlıyorum.
Eğer “Benim namusum karımdır, ben karımla münasebetimin mahrem niteliği üzerine yemin ediyorum” demek istiyorsa, bu cidden şaşılacak şey.

MANADAN KURTUL, KELİMEYİ KURTAR
Cinsellikle ilgili tartışmalar çabuk alevleniyor. Diyalogdan, teatiden ziyade, cehennemde çıkan bir kavgaya benziyor. O sulara, pardon, ateşe girmeye hiç hevesim yok. Sadece, namusun yetkinlikle, dürüstlükle, itimatla ilgisini hatırlatmak istiyorum.
En önemli ayrımlar, en belirsiz olanlardır. [Şeref ile haysiyet arasında da fark var…]
Dil Devrimi sürecinde, kelimelerin Türkçe olup olmadığına ilişkin tartışmalar yürüten komisyonlar toplanırdı. Bunlardan birinde, namus kelimesi incelenmiş ve nihayet “Türkçe’dir” denmiş. Toplantıdan çıkan Falih Rıfkı Atay, bir gazetecinin “Toplantıda neler oldu?” minvalindeki sorusuna “Namusumuz kurtuldu” şeklinde cevap vermiş.
Manasını bilmeden, namusumuzu kurtarabileceğimizi sanmıyorum.
“Namussuz” cinsel aşırılıklar ve dengesizliklerle mi maluldür; yoksa vasıfsız ve güvenilmez midir? Bir kimsenin özel hayatı, eşiyle ya da sevgilisiyle münasebeti, milleti ne ilgilendirir? Kim, eşiyle iyi geçinmekle veyahut mutlu bir aile hayatı sürmekle uluorta övünebilir? Ulusal temsile ilişkin bir yemin cümlesinde cinsel vurgunun yeri olabilir mi?

ÇAY NAMUSSUZ, VAY NAMUSSUZ
Geçenlerde bir arkadaşım bahsetti: Kahvehanede çay içiyorlarmış. Bir amca “Çay namussuz olmuş” diye şikayette bulunmuş. Ne demek bu? Çay kıvamını bulmamış, demini almamış, sıcak değil, tadı bozuk…
Namuslu kişiler kıvamlı, demli, güvenilir, usta insanlardır. Birey olmanın zeminidir namus.
Namus cinayeti işleyen var. Doğru. Fakat cinayet namuslu [insandan / bireyden / hayattan yana] adamın işi mi?
Milletvekili de anlamını bilmediği kelimeyi cümle içinde kullanmasın. Hele ki yemin cümlesinde.
Namus demişken, Başar Sabuncu’nun yazdığı, Ertem Eğilmez’in yönettiği, Şener Şen’in başrolü oynadığı, Adile Naşit’in üstün bir performans sergilediği, hayranı olduğum Ergun Uçucu’nun da rol aldığı harika film Namuslu’yu anmadan geçmeyeyim. Belki de, milletvekilleri, kürsüye çıktıklarında, yalnızca şunu demeliler: “1985 yapımı Namuslu filminin ilk yarısındaki Şener Şen gibi olacağıma ant içerim!”

, 17 Haziran
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi