.

“Efendim, hayırlı bir iş için geldik” diye söze girdi yaşlı adam ağzındaki çikolatayla, “Çocuklar birbirlerini beğenmişler” diye devam ettirdi kendi sözlerini başıyla onaylayarak. İçinde bulundukları tek katlı evin küçük salonunun dar kapısında elinde tepsiyle güzel bir kız belirdi. “Kahveler de geldi!” dedi kızın babası yüzündeki memnun tebessümle. Kahveleri dağıtırken zarif hareketlerle süzülen genç kız; kaçamak bir bakış fırlattı damat adayına yüzündeki utangaç gülümsemeyle.

Birden bir gürültü duyuldu, yer sallandı ve evin çatısı uçtu gitti. İçeri dolan gün ışığı gözleri kamaştırırken yükseklerden gelen derin bir ses,  “Kızı istiyorum!”  diye gürlüyordu aklını kaçırmış gibi. Bu ses dev bir robottan geliyordu. Kızın babası elindeki bastonu gökyüzüne tutarak “Kız böyle mi istenir! Ananı babanı alır, çikolatanı çiçeğini yaptırır, adam gibi gelir kızı istersin! Bu ne terbiyesizlik! Bak da örnek al!” diye bağırdı şaşkına dönmüş misafirleri göstererek. Kız dev robota karşı, “Bitti Nejat! Neden anlamıyorsun! Bitti dedim sana!” diye haykırdı. “Hayır!”  diye bir ses yayıldı, “Bir yaşanmışlık var! İnkâr edemezsin!” Kız, “Geçmişte kaldı! Neden anlamıyorsun! Çık git hayatımdaan! Defol git! Manyaak! Ne bela şeymişsin sen be! Ne bela şeymişsin! Defol! Defoool!” diye cırladı dev robotun kumanda merkezine karşı. Çocuğun annesi, “Nasıl bir kızmış bu evladım bizi getirdiğin yere bak” diye mırıldandı. Genç adam, “Anne lütfen başlama ne konuşmuştuk” dedi bir dev robota bir kıza bakıp olanlara bir anlam vermeye çalışarak. “Ben dediydim gitmeyelim” diye mırıldanmaya devam etti kadın, “Ana lafı dinlesen…” “Anne bir sus lütfen ya!” dedi şaşkına dönmüş damat adayı.

Sarsıntı esnasında yerlere dökülen kahvenin kokusuyla özenle süslenmiş çiçeklerin kokusu birbirine karışmıştı. Çikolatalar yerlere saçılmış, şekerler öbek öbek toplanmıştı. Dev robot elini uzatıp parmak uçlarını birleştirdi ve ses:  “Bak Nazife, kabalaşmak istemiyorum” dedi. “Daha ne kabalaşması evladım evi başımıza yıktın!” diye çıkıştı kızın annesi titreyen sesiyle. Robot dev parmaklarıyla yere düşen çiçeği alıp Nazife`ye uzattı. Nazife çiçekleri robotun elinden alıp yere fırlattı. Derin bir haykırış yeri göğü kapladı o anda, “Ya benimsin ya toprağın!” ve Robot dev kollarıyla sokaktaki en yakın elektrik direğini yerden söktüğü gibi hızla genç kızın üzerine savurdu. İşte tam bu anda damat adayı seri bir hareketle kızın önüne geçti ve üzerlerine gelmekte olan dev beton bloğa göğsünü siper ederek darbeyi etkisiz hale getirdi. Neden sonra ufalanan betonun tozları dağılırken, adamın parçalanan elbisesinin altından eflatun renkte bir süper kahraman kostümü göründü. Bu demek oluyordu ki damat adayı Eflatun Oğlan’dan başkası değildi.

Elbisesi yırtılan ve gizli kimliği ortaya çıkan Eflatun Oğlan`ın mahcubiyeti yüzünden okunuyordu. “Sizin oğlan Eflatun Oğlan mıymış?” dedi kızın annesi şaşkınlığını gizlemeyerek. Bir şaşırma da Eflatun Oğlan`ın anne ve babasının yüzlerindeydi. “Evladım sen Eflatun Oğlan mıydın?” dedi annesi. Babasının yüzündeki şapşal ifade ise neden bir şey söylemediğini yeterince açıklıyordu. Kızın babasının gözlerinde ise bir umut ışığı parlamıştı takım elbisenin altındaki kostümün eflatunluğunda. “İşte…” diyordu içinden, “Bu çocuk, kızımı şu itin elinden kurtarır! Söylediklerine göre devlet süper kahramanlara iyi de maaş veriyormuş!”

“Eflatun Oğlan!” diye ünledi Nejat dev robotun içinden. Gizli kimliğini artık dert etmeyen Eflatun Oğlan çevresine bakarak “Ne yapmalı acaba?” diye düşünüyordu çevresindekileri nasıl koruyacağını bir yandan da robotu nasıl alt edeceğini hesaplayarak. Bu büyüklükte bir robotla hiç savaşmamıştı. Zayıf bir noktasından vurmalıydı onu. Belki kumanda merkezine bir Eflatun Döner Bıçağı Dalgası gönderirim ya da Eflatun Aksırıklarımı sıralarım ardı sıra diye düşündü.  Fakat şu anda Dev Robotun hızla üzerlerine inmekte olan yumruğuna karşı çevresindekileri de koruyacak büyüklükte bir Eflatun Enerji Kalkanı oluşturmalıydı.

Hızla inen yumruğun kalkana çarpmasıyla yayılan boğuk gümbürtüyle beraber Eflatun Oğlan bilincini kaybedecek gibi oldu. “Sandığımdan da güçlü!” diye düşündü. Diğer darbenin gelmesini beklemeden harekete geçti, “AhKha! AhKha!” Her Eflatun Aksırık dev robotu bir kez daha sarsıyor ve devrelerini birer birer kısa devre yaptırıyordu. Dev robotun kumanda merkezinde neye uğradığını şaşıran Nejat aksırıklarla dijital sistemi bozulan robotun Acil Durum Analog Sistemi`ni devreye soktu. Dev robotun omuzlarının üzerindeki panel açılıp ortaya bir çift roket atar çıktı, aynı anda karın bölgesinde beliren birçok küçük daire şeklindeki sonik titreşim yayıcılar da bununla beraber belirmişti. Olayı endişe dolu gözlerle izlemekte olan kızın babası, “Mor Vuruşunu kullan evladım!” dedi, “Var ya hani böyle yapıyorsun!” diye ekledi taklit ederek. Çocuğun annesi “Yok yok!” dedi panikle; “Onu kullanırsa güçten düşer, o son darbe silahı yavrumun.” diye açıkladı durumu çabucak.

Nejat, Eflatun Oğlan`ın tekrar bir enerji kalkanı oluşturmasına fırsat vermemek için Sonik Dalga Yayıcı`yı çalıştırdı. Sonik dalgalar nedeniyle konsantrasyonu bozulan Eflatun Oğlan`ın oluşturduğu enerji kalkanı belirsizleşmeye başladı. “Kaybedecek vakit yok! Bir an önce kumanda merkezine Eflatun Döner Bıçağını yollamalıyım!” diye düşünüyordu. Yeterince konsantre olamayan Eflatun Oğlan`ın vuruşu hedefi ıskaladı. Bu darbe robotun gövdesindeki yakıt destek supaplarını havaya uçurdu ama beklenmedik şekilde sonik dalga sistemini de devre dışı bırakmıştı. Üzerinden dumanlar çıkmaya başlayan robot, dev pabuçlarını Eflatun Oğlan`ın üzerine indirmek üzere havaya kaldırdı. Bu sırada Eflatun Oğlan sonik titreşimlerin sona ermesiyle birlikte bir süredir yoğunlaştırdığı beyin dalgasıyla tele kinetik bir tekme savurdu. Bu güç dalgasıyla birlikte ayakları yerden havalanan robot, dengesini kaybedip yere devrildi.

Eflatun oğlanın yanağının ucuna bir sırıtış eklendi. Ellerini avuçları birbirine bakar şekilde kendine çekti. İki avcunun arasında eflatun renkte bir güç alanı oluşmaya başladı. Gittikçe koyulaşan güç alanının rengi sonunda esrarengiz bir mor rengine dönüştü. “Mor Vuruşu kullanıyor.” dedi kızın annesi sesli düşünerek. Mor Vuruş için yeterli miktarda güç topladığını düşündüğü anda bunu yollamak için ellerini ileri fırlattı. Hızla hedefe doğru giden Mor Vuruş`un gücü çevredekilerin kanında bir dalgalanmaya neden oldu.

Dev Robot büyük bir gürültüyle parçalara ayrıldı. Robotun kopan kafasından parlak bir nesne dışarı fırladı sanki. Eflatun oğlan hoplaya zıplaya bir kaç hamlede robotun kafasındaki kumanda merkezinin üzerine geldi ve tek harekette burayı koruyan zırhı söküp uzaklara fırlattı. Nejat içerde baygın bir şekilde yatıyordu. Eflatun Adam Nejat’ı yakasından tuttu ve azılı suçlulara yaptığı Eflatun Flamingo hareketini yapmak üzereydi ki- “Dur!” diye bir ses duyuldu. Yıkıntıların arasından güçlükle ilerlemeye çalışan Nazife`nin sesiydi bu. “Yapma!” diyordu Nazife. Kızın elinde az önce robotun kumanda panelinden fırlayan gümüş bir kolye vardı.

Nejat`ın elbisesinin üzerindeki ufak tefek yanıklara, göğsünde ve başındaki küçük sıyrıklara bakılırsa ucuz atlatmış görünüyordu. Gözlerini araladı ve kendisine yaklaşmakta olan Nazife`yi gördü. Kızın güzel gözlerinden yaşlar akıyordu. Elindeki kolyeyi göstererek: “Neden söylemedin daha önce” diyordu, “Neden!” Zorlukla konuşan Nejat, “Hiç fırsat vermedin ki” diyebildi. Nejat`ın üzerine kapanan Nazife gözyaşlarına boğuldu. “Benimle evlenir misin Nazifem?” dedi Nejat kısık sesiyle. “Deli!” dedi Nazife başını kaldırıp yüzündeki yaşları silerek, “Evet,” dedi sonra, “Evlenirim!”

“Haaydii…” dedi birisi. Bu kızın babasıydı, az ilerde dikilmiş olan biteni seyrediyordu. Nejat tüm gücüyle bağırarak bir kez daha istedi Nazife`yi babasından. Kızın babası, “E artık ne yapalım, ilk önce sen istediğine göre kızı da sana verdim gitti.” dedi memnuniyetten ziyade bir kabullenmişlikle.

“Kusura bakma Eflatun kardeş” dedi Nejat, “Deli gönül sevdalandı mıydı işte böyle gözü hiçbir şey görmüyor” Eflatun Oğlan, “Önemli değil” dedi yutkunarak ve ellerini kalçasına koyup süper kahraman pozisyonu aldı, “Önemli olan her şeyin yoluna girmiş olmasıdır!” diyerek tok çıkardı sesini içindeki burukluğu gizlemeye çalışarak. Ve her macerasının sonunda yaptığı gibi Eflatun`dan konuyla ilgili bir söz söyledi, “Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır” Nazife, “Sizi düğünümüze davet ediyoruz” dedi yüzündeki mahcup gülümsemeyle, “Lütfen gelin ama” diye de ısrar etti. Eflatun Oğlan başını öne eğip ayaklarıyla yeri eşeleyerek; “Geliriz” dedi sıkılmış dişlerinin arasından. Her şey için teşekkür etti Nazife.

Eflatun Oğlan`ın babası bir köşeye sinmiş çikolataları yiyordu. “Haydi baba, gidiyoruz” dedi Eflatun Oğlan. Çikolata paketini aldılar. Ana, baba ve oğul evlerine giden yokuşu çıkarlarken: “Ben sana dediydim” diyordu yaşlı kadın, “Ana lafı dinlesen ha ne varıdı…”

, 22 Mayıs
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi