.

Bir muhabbet almış gidiyor: “Okurla sohbet”, “okurla söyleşmek”, “okurla dertleşmek”, “okurla diyalog kurmak” ve benzeri… Allah aşkına, ne dediğinizin farkında mısınız? Mümkün müdür, okurla söyleşmek?

Sana soruyorum! Mümkün müdür?

Söyleşiyi başlatmak için ağır bir giriş oldu sanırım. Daha kolay bir başlangıç yapalım: Kıymetli okur, nasılsın, iyi misin? Bak, çok kolay: Nasılsın, iyi misin?

Tamam; daha da kolaylaştıralım: Adın ne senin?

E, olmaz ki ama! Daha adını söyleyemeyen insanlarla gel de felsefeyi konuş ya da cehennemi!

Sonuç: Demek ki neymiş? —Sana sormuyorum artık, laf olsun diye öyle yazdım— Okurla söyleşmenin imkânı yokmuş. Bundan böyle, —adını söylemediğin için— sana “okur” diye hitap edeceğiz ve arada sırada dikkatini metne çekebilmek amacıyla seninle konuşur gibi yapacağız.

Tevekkeli değilmiş, mektuplardaki üslup. Aynıyla devam edelim: “İyi olmanı cenab-ı Haktan niyaz ederim.”

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi