.

Sade’ymiş adı. Ezbere, küçük, ışıksız fakat kadınsı bir ses.

—İyi günler. Ben Sade, sizi bilmemne bankası adına rahatsız ediyorum. Latif Zühtü Beyefendi ile mi görüşüyorum?

—Evet.

—Vaktiniz var mıydı?

‘Vaktim yok’ dersem bu sefer ‘ne zaman arayalım?’ diyorsun Sade.

—Dinliyorum.

—Efendim bankamızın kredi kartı kampanyası konusunda sizi bilgilendirmek istiyorum.

—Bilgilendirin.

Sekiz taksit ve iki ay ertelemeli at toynağı dâhil herhangi bir kampanya hakkında bilgilenmeye ihtiyacım yok ama ilk nefesini tüketmesini beklemeliyim. Söze girmeden itiraz edersem dayanılmaz bir tartışma halini alabiliyor. Önce beklemeliyim. Birkaç cümleden sonra mutlaka bir soru soracak. O zaman kendi kozumu oynayacağım.

—Hangi adınızı kullanmamı isterseniz?

—Hangisi gönlünüzü çektiyse onu kullanın. İkisi de bana yabancı gelmiyor.

—Peki Latif Bey. Öncelikle bankamız ile siz müşterilerimizin güvenliği amacıyla yapılan görüşmelerin kaydedilmekte olduğunu belirtmek isterim.

‘Sakın sinirlenme’ diyor yani. ‘Doğru düzgün konuş, yarın öbürgün böyle böyle hakaret etmişti ayı diye döküveririz çarşaflarını’ diyor.

—Bankamızın ayrıcalıklarından yararlanmak artık çok kolay. Kredi kartı üyelik aidatı, yıllık sabit ücret, fotokopi parası, dosya ve defter masrafı, yakıt, yol kanalizasyon harcı ve benzeri bedeller istenmemektedir. Üstelik herhangi bir kefil talep etmediğimiz gibi ikametgâh senedi, maaş bordrosu, orta öğretim başarı puanı gibi ekstra şeyler istemiyoruz. Sizi belgelerle yormuyoruz. Onay verdiğiniz takdirde kartınızı kapınıza kadar getiriyoruz. Form doldurmak, annenizin kızlık soyadını söylemek, evlilik yıldönümünüzü hatırlamak zorunda değilsiniz.

Yıldönümü zahmetinden kurtarmayı vaat etmen güzel. Fakat mesaj atacaksınız. O mesajı hanım görecek. ‘Latif banka bile hatırladı, gsm, avm, herkes hatırladı bir tek sen hatırlamadın. Latif doktora gidelim.’

—Bankamızdan bir banka kartı kullanıyor musunuz Latif Bey?

—Kullanmıyorum Sade Hanım.

Yeni bir paragraf için soluk aldığını hissedebiliyorum. Tam sırası.

—Sade Hanım.

—Efendim Latif Bey.

—Latif de bana.

—Peki Latif.

Ne güzel peki diyorsun öyle. Bir tutuşma oldu şöminemde Sade. Ömrüm boyunca Sade seni bekledim. Nice otobüsler geldi de binmedim. Bana kek yapar mısın, çoraplarımı bulur musun? Bana peki de, evet de, tabii de. Banka deme.

—Biliyorum bu da senin vazifen. Biliyorum birilerinin de bunu yapması lazım. Dünya çok kalabalıklaştı. Elli katlı apartmanlarda tek bir kapıcıyla yaşıyoruz. Bazen bir terliği iki kişi giyiyoruz. Herkes bir sürü anlamsız işte çalışmak zorunda. Ama sana şükranlarımı sunuyorum Sade. Hatırlamış, aramışsın. Hiç unutmayacağım bu inceliğini. Kredi kartı almak istemiyorum. Teşekkür ederim.

—Latif bey şöyle sorayım…

—Latif de bana lütfen. Sesimiz kayda alınıyor. Soğuk biri sanılmak istemem.

—Latif şöyle sorayım o halde; herhangi bir kredi kartı kullanıyor musunuz?

—Kredi kartı kullanmıyorum. Kefenimi taksitle almam gerekene kadar da kullanmayı düşünmüyorum.

—Anlıyorum. Kartımızın avantajlarını duymak istemez misiniz?

—Sülalesi avantaj olsa da istemiyorum. Çok teşekkür ederim Sadeciğim.

—Sade Hanım demenizi tercih ederim Latif Bey!

Onca mesut hatırayı tek kalemde siliyorsun. Balkondan bavulumu fırlatıyorsun, bavulda porselen çaydanlığım var. Bana kek yapacaktın.

—Gücendim şimdi sana Sade.

—Latif Bey kartımızın her alışverişe on dokuz taksit imkânı verdiğini ve ilk üç ay borç erteleme kampanyamızı biliyor musunuz?

—Ben sadece on beşe kadar sayabiliyorum.

—Latif Bey peki her yüz liralık akaryakıt alışverişinizde ertesi günkü ikinci elli liralık tüketiminizin önceki haftaya yansıyan son otuz liralık indirimine ek olarak altı taksit yapılabildiğini ve her üçüncü yarım depoda yüzde bir nokta sekiz ultra puan kazandığınızı?

—Ne?

—Şöyle açıklayayım Lütfü Bey…

—Latif.

—Pardon Latif Bey. Şimdi her akaryakıt alışverişinizden yüz liralık puanı düştükten kalanıyla önceki haftadan biriken son yirmi liralık puanınızı tekstil alışverişlerinizde kullanabileceğiniz puanların yüzde dördüne ekleyerek ekstradan kazanma şansını yakalıyorsunuz.

—Arabam yok Sade.

Başından aşağı kaynar akaryakıtlar döküldü. 

—Peki ya süper fırsatlar, çekilişler?

—Senin olsun, beni hatırla.

—Özel değilse neden istemediğinizi öğrenebilir miyim Levent Bey?

—Melis Hanım, birbirimizi yormayalım. Sorduğunuz soru mahremiyet alanıma giriyor. Perdelerimin rengi dışında hiçbir şeyi tanımadığım Burcularla paylaşmam. Zaten perdelerim de sokaktan görülebiliyor. Anlatabiliyor muyum Pınar Hanım?

—Anlıyorum. Yalnız Pınar değil Latif. Ay, Sade. Kullandığınız normal banka kartı var mı? Eğer varsa size vadesiz hesap kartı kampanyamızdan bahsetmek isterim.

O porselen çaydanlığın hesabını vereceksin kadın!

—Bana hicran dolu maziden bahsetme Sade.

—Anlayamadım?

—Kart diyordun.

—Vadesiz hesaplarımızda her bir market alışverişinizde…

—Sade.

—Efendim Lütfü Bey?

—Şarjım bitiyor.

Yalan söyledim kabul. Ne diyeydim, şu anda çıplağım mı diyeydim?

—Öyleyse kısa kesiyorum. Vadesiz hesaplarda olsa bile paranız değerine değer katar. Form doldurmak ve ayrıca…

—Gülay hoşçakal.

—Onaylıyor musunuz?

Tuzak! Dikkat et Latif, neyi onaylayacağını bilmiyorsun.

—Onaylamıyorum Sade. Seni sevmiyorum Tülay.

—Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz Latif Bey.

—Latif değil Levent.

—Kayıtlarımı kontrol ediyorum…

—Selam söyle.

—…

—…

—Lütfü bey bir saniye kapatmayın.

—Efendim?

—Ya şok avantajlar?

—Öpüyorum avantajlarından.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi