Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

İzlandalı kendine has grup Sigur Ros’tan geliyor…

Muhtemelen herkes çoktan görmüştür bu videoyu. Olsun, burada da kayda geçsin.  Kaynak sitede başka ünlü entelektüellere  ait videolar da var.

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

Ayrıca buradan da izleyebilirsiniz.

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Paraoh’s Daughter’ın Out of the Reeds [2000] adlı albümünden…

Tüm çocukluğumuz, ilk gençliğimiz “karate filmleriyle” geçti. Bruce Lee’ye hayrandık; Jackie Chan, Sho Kosugi… Wang Yu’nun hastasıydık. Bütün çekik gözlüleri karateci sanıyorduk. [Hâlâ öyle geliyor bana, o ayrı. Nerde bir Çinli görsem “Hayyyaaaaa!” diye hamle yapıyorum.] Sinemadan her çıkışta müthiş bir karate enerjisiyle dolar, arkadaşlarla birbirimize girişirdik: “Kılıçlı adama nasıl uçan tekme attı!” “İşte böyle!” Vunk!
Ninjalara imreniyordum. Keşke beni de aralarına alsalardı. Gerçi umudumu kaybetmiş değilim. Günün birinde Ninjalara karışabilirim.

Gelelim filmimize. Yip Man bir kungfu başyapıtı, sinema şaheseri, kahramanlık destanı.

Filmden bir sahne anlatayım: Dövüş sanatı okullarıyla meşhur bir kasabada yaşayan Ip Man’e Zhou Qing Quan adlı usta geliyor. Aralarında şu minvalde bir diyalog geçiyor:
Zhou Qing Quan: “Saygıdeğer Ip Man, sizin kungfu tekniğinizin çok methini duydum…”
Ip Man: “Estağfurullah, iltifat buyurmuşlar.”
ZQQ: “Lütfederseniz, zat-ı âlinizle bir müsabaka yapmak isterim.”
IM: “Bu beni de bahtiyar eder, lakin görüyorsunuz ya, ailemle vakit geçiriyorum.”
ZQQ: “Sizce mahzuru yoksa, bekleyebilirim.”
IM: “Madem öyle arzu ediyorsunuz, buyurun, birlikte sofraya oturalım…”
ZQQ: “Ne demek efendim, şeref duyarım.”
[Yemekler yenir, sigaralar tüttürülür ve dövüş başlar… Artistik dövüş sürerken Ip Man, Qing Quan’a sertçe bir darbe indirir, rakip sendeler.]
IM: “İyisiniz ya?”
ZQQ: “Mesele yok, devam!”
[Ip Man, Qing Quan’ı yener ve…]
IM: “Kazanmama izin verdiğiniz için çok teşekkür ederim.”

Çocukluk, gençlik dönemimizde bizi büsbütün coşturan karate filmleri, şimdi Yip Man vesilesiyle çelebiliğe özendiriyor. Tam da olması gerektiği gibi.

Yip Man [2008, Hong Kong]
Yön.: Wilson Yip
Sen.: Edmond Wong
Oyn.: Donnie Yen, Simon Yam

Bazı filmler öyle sürprizli ve esaslı ki, onların konusundan hiç bahsetmemek daha doğru görünüyor…

Sözüme güvenin ve Kærlighed på Film’i seyredin. Adrian Monk’un da dediği gibi “Bana teşekkür edeceksiniz.”

2007, Danimarka yapımı Kærlighed på Film hakkında en isabetli yorumu bence Thomas Hardy [1840 – 1928] yapmış: “İnanılmayacak kadar garip pek çok şey olsa da, [bu filmde] olmayacak kadar garip hiçbir şey yoktur.”

Kærlighed på film
[Just another Love Story]
Yön. – Sen.:
Ole Bornedal
Oyuncular:
Andres W. Berthelsen, Rebecka Hemse, Nikolaj Lie Kaas
Yapım yılı:
2007
Ülke:
Danimarka

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Newcastle Üniversitesi’nden Karim Nayernia ve ekibi, kadın kök hücresinden sperm hücresi elde etmeyi başarmışlar. Teorik olarak, bir kadının başka bir kadını dölleyebilmesi yolunda bir adım…

Bu gerçekleştiğinde, lezbiyen çiftler, teknolojik imkanlarla, bir erkeğe ihtiyaç duymadan çocuk sahibi olabilecekler. Ve bu tamamen işlevsel bir eşeyli üreme olacak. Sonra ne olacak?

Heteroseksüel çiftler, olageldiği gibi aşağı yukarı eşit sayıda kız ve erkek çocuk sahibi olacaklar. Ama lezbiyen çiftler sadece ve sadece kız çocuk sahibi olacaklar. Neden? Çünkü her ikisi de XX kromozom çifti taşıyor ve taşakları şekillendirecek Y kromozomu ortamda yok.
Yazının devamını okuyun. »

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Güneş doğdu. Şehir esneyerek uyandı.

Asuman hanım yataktan kalktı, başını akvaryuma sokarak yüzünü yıkadı. Kapıya bırakılan gazeteye yüzünü silerken, havludaki haber başlıklarına göz atmayı da ihmal etmedi.

Sonra mutfağa giderek kahvaltı hazırlığına girişti. Kahvaltılıkları dolaptan çıkardı; tereyağı puantiyeli, peynir manolya desenli, zeytin de köşeli ve beyazdı. İçindeki tavşan yavrusunu çıkardıktan sonra üç kaşık çay koydu demliğin içine. Ocağın düğmesini çevirip çakmak butonuna bastığında güçlü bir klakson sesi işitildi. Bu sesle yerinden sıçrayan iki yumurta birbirine çarparak kırıldı. Asuman hanım tavaya aldı onları. Yumurtaların içindeki lacivert sıvının doldurduğu tavayı mikro dalga fırına koydu. Fişi taktığında fırın şöyle bir anons yaptı: “Bu bir teyp kaydıdır, dinlediğinizde kendini imha edecektir!”

Ve etti.

Yere saçılan kayıt parçalarından birinin üstüne bastı kazara Asuman hanım. Canı yandı tabii, o anda herhangi bir küfür hatırlayabilse edecekti. Slogan attı onun yerine: “Kahrolsun Amerika!” Sloganın yankısı evin dört duvarını dolaşırken, Asuman hanım da boş durmayıp kuruması için avizeye astığı terliklerine uzandı. Bir süre öylece kaldı, belindeki tutukluğa iyi gelmişti sanki bu uzanma hali.

İki buçuk dakika kadar sonra kıpırdadı ve ayağına geçirmek üzere attı terlikleri yere. Ama hangi ayağını hangi terlik tekine uzatsa, terlik teki bir adım ileriye sıçrıyordu. Balkona kadar kovaladı terlik teklerini. Terliklere özgü o berbat çığlıklardan ikisini atarak kendilerini boşluğa bıraktıklarında peşlerini bıraktı.
Yazının devamını okuyun. »

19. haysiyet sınavı

-Hocam sınav nereden nereye kadar?

-1915’ten Hrant’ın vurulduğu yere kadar.