.

Ahmet Mithat Efendi’nin üstünde çokça durulmuş eseri Felâtun Bey ile Rakım Efendi’nin bir karşılaştırma metni olduğunu, eser hakkında yazan hemen herkes söylemiştir. Eleştirmen ve edebiyat tarihçilerinin ittifak ettikleri husus, eserde Felâtun Bey ve Rakım Efendi üzerinden yapılan karşılaştırmanın “yanlış” ve “doğru”  Batılılaşma olduğudur. Ahmet Mithat Efendi’nin Felâtun Bey marifetiyle “alafranga züppe” eleştirisi yaptığı da yaygın bir kanaattir. Oysa Felâtun Bey’i gülünç duruma düşüren züppeliği olsa dahi, onu asıl yıkıma sürükleyen şey olarak bu küçük gülünçlükler resmedilmez. Peki bu karşılaştırmanın ekseni nedir?

Jale Parla meseleyi “mutlak metin” üzerinden ele alır ve Rakım Efendi’nin doğru yoldan sapmamasını sağlayan eğitimin “öncelikle İslâmi ilim ve sanatlar olduğunu, ancak bunlardan sonra kimya, fizik, anatomi gibi müsbet ilimlere de yer verilebileceğini” söyler. “Rakım Efendi’nin eğitiminin de, dünya görüşünün de temelini İslâmi ilimlerin oluştur[duğunu]” söyleyen Parla, bunların “müsbet ilimlerin sınırlarını belirlediğini” iddia eder. Oysa Parla’nın da alıntıladığı bölüme baktığımızda, Ahmet Mithat Efendi’nin saydığı ilimler pek de “İslami” görünmemektedir:

“Kendi hâhişi ve dadısının sevk ve teşviki sâyesinde Arabîden sarf ve nahiv filândan maada Risale-i Erbaa’yı şerhleriyle beraber lâyıkıyla gördü. Hele mantık cihetini tasdikat-ı hitâmına kadar pek kuvvetli tahsil eyledi. İlm-i hadis ve tefsirde oldukça behre kazandı. Fıkhı dahi gözden geçirdi. Farisîden Gülistan ve Baharistan ve Bostan ve Pend-i Attar ve Hafız ve Sâib’i tekmil etmekten kat’ı nazar en müntehip parçalarını ezber dahi eyledi. Fransızcaya gelince: Bir kere lisanda rüsuh peyda eyledi. Ba’de Galata’daki dostundan hikmet-i tabiye, kimya, teşrih-i menâfi-ül-âzayı oldukça tahsil edip Beyoğlu’ndaki Ermeni dostunun kütüphanesinde dahi coğrafya tarih, hukuk ve muahedât-ı düveliyeye dair lüzum derecesinin fevkinde dahi mâlumat topladı. Hele okuduğu Fransız romanlarının ve tiyatro namelerinin eş’ar ve edebiyatının âdeta nihayeti yok gibiydi.”

Sayılan dersler arasında sadece hadis, tefsir ve fıkıh için İslami ilim denilebilir. Geri kalanlar ise dilbilgisi ve şiirden ibarettir. Yanı sıra, Fransızcadan okuduğu ilimler hem adet olarak daha fazla hem de daha kapsamlıdır. Parla daha da ileri giderek bu metinde “Batıcı bir eğitimin ancak ve ancak böyle mutlak bir metnin ya da mutlak İslâmi ilimler gölgesinde ve denetiminde edinildiğinde zararsız kalabileceği[nin]” söylendiğini iddia eder. Oysa bu söylem metinde açıkça görülmez. İslami ilimlere yapılan bu vurgu Jale Parla’nın aşırı-yorumudur. Yoksa medrese müfredatını bilen hiç kimse, Rakım Efendi’nin tahsil ettiği tefsir, hadis ve fıkıh sayesinde İslami ilimlerde yetkin bir âlim olduğunu söylemezdi. Zaten Rakım Efendi’nin yaşantısına —Parla’nın konu edindiği epistemolojik açıdan—   bakıldığında da İslam’ın belirleyiciliği görünmez. Ahmet Mithat Efendi —dönem yazarlarının ittifakla taassup sahibi oldukları— kadın erkek ilişkilerinde dahi, Rakım Efendi’yi sıkboğaz etmez: Metresinin “şeriat ahkâmı”ndaki yeri tartışılmadan sessizlikle geçiştirilirken, ona harcadığı paranın makûliyeti övülür.

Meselenin “hesaba” ilişkin olduğunu, “Râkım Efendi hesaplı adamdır” diyen Ahmet Hamdi Tanpınar çözmüştür: “Bu hesap para üzerine kurulur. Küçük bütçe ve aile çevresi içinde saadet, alâyişsiz, oturaklı yaşayış, memnun, müreffeh ve hiçbir huzursuzluğa yer vermeyen bir hayat!” Romandaki “hesap” meselesi Berna Moran’ın da dikkatini çeker: “Dikkat edilirse, roman boyunca Ahmet Mithat’ın para konusu üzerinde titizlikle durduğu ve bilgi verdiği görülür.” Gerçekten de Ahmet Mithat Efendi, tam da Moran’ın dediği gibi “bir şirketin bilançosunu saptarcasına kahramanlarının kazancım ve masraflarını açıkl[ar]”. Bununla birlikte Berna Moran, yazarın “Felâtun’un yetiştiği çevreden ve aldığı terbiyeden başlayarak alafrangalık merakı ile alay e[ttiğini], Felâtun’u zaman zaman gülünç durumlara düşürdüğü[nü]” kabul etse de, “asıl amaç israfın ve hesapsızlığın neden olacağı felakete ve buna karşılık, çalışarak para kazanmanın ve tutumlu yaşamanın getireceği mutluluğa işaret etmektedir” diyerek romanın asıl meselesini tespit eder.

Tanpınar Rakım Efendi’nin ahlâkını “opportuniste” bulur ve Felatun Bey’le karşılaştırarak sorar: “Fakat acaba hangisi hakikaten ahlâklıdır?” Kendi sorusuna “Şüphesiz Rakım Efendi kitaba uydurulmuş ahlâktır” diye cevap veren Tanpınar, romanın eksenini teşkil eden meselenin “hesap” ve “ahlâk” olduğunu isabetle yakalar. Ama buradan hareketle Ahmet Mithat Efendi’nin bir tür Protestanlık önerdiğini söyleyemez. Gerçekten de Ahmet Mithat Efendi, tam da Weber’in tarif ettiği tarzda bir Protestan ahlâkı güzellemesi yapar. İsrafın yerildiği, çalışmanın ve tasarrufun göklere çıkarıldığı bu metin, Türk modernleşmesinin muhtaç olduğu sermaye birikimine de uygundur.

 

Kaynakça
Moran, Berna. Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış. Cilt 1. İstanbul: İletişim Yayınları, 1998.
Parla, Jale. Babalar ve Oğullar. İstanbul: İletişim Yayınları, 1990.
Tanpınar, Ahmet Hamdi. XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Çağlayan Kitabevi, 1988.

 

 

 

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi