.

dünyadan bütün intikamımı aldım
bu sabah çiçekleri suladım
işte benim marifetim bu.

önceki hayatımda sanıyorum bir kaplandım ben
şiir okuyan kaplan düşün, öyle bir şey ya da şarkı söyleyen
şehrin ortasında bir gün katledilmiştim, türüme aykırıydım
tencere kapağı kapatmışlardı cesedime, fokur fokur
ağaç gövdelerine tırmanmak huyum değildi, düşerim falan
ağaç gövdelerini incitmekten korktuğum da bir başka  gerçekti
kükremeyi öğrenmiştim, babam öldüğü zaman
babam ölürken bana kükremeyi öğretmişti
böyle de bilinir ve anlatılırdı aile hikâyemiz
kuşların dünyanın üstünde uçtuğunu sanan bir kaplan
onu düşün üç kez, önceki hayatımda sanıyorum
türk sanat müziği seven bir kaplandım ben.

sanıyorum önceki hayatımda yüksek tansiyondum ben
genç yaşta eşini kaybeden bir kadının mesela
her sıkıntıda yükseliyordum, havalara uçuyordum
öyle böyle değil, dil altından emilince düşüyordum
kalbi dayanmayan insanların değil,
kalbi olanların damarında akmaktı tek meziyetim
limon kolonyası ve mahalle hüznünü sorarsan
sana dakikada on örnekle anlatabilirdim
bunu lütfen anla kendin için değil, kendin için!
önlemim alınmadığı için sevdiğimi öldürdüm.

sanıyorum önceki hayatımda telgrafta stop’tım ben
geldiğimi bildirecektim dünyaya, nedense durdum
her şeyi kendime bakarak anlamanın kıyısındaydım
duruyordum. bir şeyi bekler gibi duranlar uyumazlar
soğanları pembeleşinceye kadar beklemeyi biliyordum
bulgurlar şişene kadar yeşillikleri doğruyordum kısır için
limonla aramızda anlatılmaz bir bağ vardı, sıçrayınca
duruyordum! acıyla da kısılıyordu gözler aşkla da yatakta
diyordum yeryüzünde ikisi denkse birbirine tam meydanda vurun
duruyordum! karnım karıncalanıyordu su içip içip
duruyordum! boğulduklarında zırıl zırıl, sevdiğim her şeyin sonunda
stop! sanıyorum önceki hayatımda da seviyordum ben.
sanıyorum önceki hayatımda pencerede  sinekliktim ben
ev sahibimi koruyordum, göğsümü gere gere geceleri
faşistliğim iyi niyet sahibi olmamla anılıyordu yazın filan
kuşları da engelliyordum bilmeden, uğur böceklerini de
en çok polenlere içim gidiyordu, sevişen çiçeklerin tozu
sevdiğini koruyanın masalını anlatırdım, olayım buydu
yavrum, o pencereler bir tek yabancı filmlerde dışarı açılır
sanıyorum önceki hayatımda ben-sineklik sana
içeri dönmenin tarihini bizzat anlatabilirdim.

sanıyorum önceki hayatımda, bunu nereden çıkardığımı bilirsin
çocukların erişemediği yerde saklanan ilaç kutusuydum
üstüme annem yazmıştı “karin ağrisi için” diye kırmızı kalemle
pardon ama ağrıyı ilk görüşte bilmek benim işimdi elbette
her dilde kullanım şeklim yazılıydı, yeter ki anla beni
ben kendimden kuşkulanmaktan geliyordum, hayatın varlığı
son derece ilgilendirirken beni, tez vakitte şifa diliyordum
mahkemeyi inandıracaktım, öyle güzel kandıracaktım ki seni
intihar süsü verene kadar inecektim midene
sanıyorum önceki hayatımda ben-şifa sana
istemeyenin iyileşemeyeceğini bizzat kanıtlayabilirdim.

sanıyorum önceki hayatımda ben, sevgilinle geldiğin sinemada
gördüğünde nefesini kesen, izlediğinde anlamayacağın
bir coming soon yazısıydım.

Efen’im demem o ki bu çok kalabalık içimle
kader çizgimin ortasında halay çekebilirim
havaya açtığım ateşle kendimi vurabilirim
en afili ağıtları yakabilirim, helvamı tahta kaşşşşıkla
bunları geçersek
bu hayatımda belki gerçekten
yaşayabilirim.

 

, 6 Eylül
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi