.

Gerçekçilikten fersah fersah uzak olduğumu ilan etmeme lüzum yoktur sanırım. Ama bu defa gerçekleşmiş bir olayı anlatmak istiyorum. Olay her ne kadar gerçek olsa da, onu anlatmakla herhangi bir gerçekliği yansıtmak derdinde değilim. Aksine, onu anlatmama sebep olan şey, tam da onun anlamsızlığı.

Geçtiğimiz yüzyılın başında tamir gören bir mescid var, sıkça gittiğim. Şadırvanı çok sonra eklenmiş: İki metre yüksekliğinde, mimari bir hususiyeti olmayan, tavanı dümdüz, çirkin bir yapı! Bu yetmezmiş gibi tavanında devasa bir su deposu duruyor. Buraya kadar her şey doğal: Modern Türk mimarisi! Peki, bu su deposu tezyinatlı şadırvan tavanına kim ve niçin yetmişler stili retro bir kanepe koyar?

Şimdi bu şadırvanı, tavanındaki devasa su deposu ve retro bordo kanepesiyle hayal edin. Bu manzaraya da gurub-u şemsi ilave edin. Güneşin son ışıkları arkadan vurduğu için, ters ışıkta neredeyse sadece siluetler seçilmekte.  Tasvir tatmin ediciyse vakaya geçelim.

Muhayyilenize son kez müracaat edeceğim: Şimdi bu manzaraya —tam olarak kanepenin önüne— kısa boylu ama geniş vücutlu, çalı bıyıklı, kasketli bir ağabey yerleştirin. Ne oldu? Şaşırdınız, değil mi? Henüz şaşırmayanlar, bu ağabeyin ellerine de birer dambıl tutuştursun!

Güldüğümü görmesin diye başımı öne eğdim. Cesaret bulur bulmaz, kafamı kaldırıp sordum: “Abi hayırdır?” Hiç oralı olmadı. Dambılları kaldırıp indirmeye devam etti: “İşine bak!” Hiç bir şey diyemedim.

Ağabey bu kadar cool olmasaydı harika bir hikâye çıkabilirdi. Ama olmadı. Neyse, ona söyleyemediklerimi buraya yazarak bitireyim: Abiciğim, akşam güneşinin son ışıkları altında, berbat bir mimariye sahip şadırvanın tavanında, devasa su deposunun yanındaki retro bordo kanepenin önünde, kısa ama yapılı vücudun, çalı bıyıkların ve kısa kollu gömleğinle durmuş, dambılları kaldırıp indirirken nasıl böyle cool olabiliyorsun? Cana yakın olsana biraz!

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi