.

Başbakan Tayyip Erdoğan, en az üç çocuk yapmak gerektiğinden ilk kez bahsettiğinde (sanırım beş yıl kadar önceydi), bir insanın bunu arzulamasının nasıl bir düşünce zinciri sonucu olabileceğini kafamda canlandırmaya çalışmıştım ve bunu diyen insanın olsa olsa bir sağcı olması gerektiği sonucuna varmıştım. Tabii bu karmaşık bir denklemi çözmeye çalışıp sonuçta 1=1 bulmaya benziyor, “gözün aydın” diyebilirsiniz yani. Şöyle demek daha doğru, çok çocuk yapılmasını istemek, sağcılıkla ilişkilendirilen bir çok görüşün o kadar kesin belirtisi ki, neredeyse sağcılığın kısa bir tanımı olarak verilebilir: Sağcı, çok çocuk yapılmasını isteyen kişiye denir.

Nüfusun artmasını isteyen kişi nasıl bir kişidir? Büyük bir ihtimalle metrobüsle pek yolculuk etmeyen bir kişidir, yazın hafta sonu Adalar’a gitme gibi bir merakı da yoktur herhalde. Ama hangi mantık, kişiyi bu düşünceye sürükler?

Nüfusun artması, ilkel toplumlar düşünüldüğünde avantajlı sayılabilir, savaşta üstünlük sağlar, daha büyük ve etkin organizasyonlar kurulabilmesini sağlar. Ama ülkelerin sınırlarının çok seyrek değiştiği ve zaten doğada zaptedilecek bir köşenin kalmadığı, organizasyonların dünya çapında olduğu ve savaşlarda asker sayısının öneminin iyice azaldığı günümüzde, aynı sınırlar içinde ve aynı kaynakları paylaşmak zorunda kalacak olan daha fazla insan olmasının, her bir kişiye düşen alanı ve kaynağı düşüreceği ve halkın yaşam kalitesini kötü yönde etkileyeceği o kadar bariz ki, bunun taraftarı olmak için bambaşka bir bakış açısı olmalı. Kapitalist ekonomi için yararlı olduğu hikayesini yemiyorum müsaadenizle, eğer dünyada nüfusu en hızlı artan ülkeler Nijer, Zimbabve, Uganda, hiç artmayanlar Japonya, Almanya gibi ülkeler olmasaydı, buna daha fazla kafa yorabilirdim. Nüfüsun yaşlanması gerçekten anlatıldığı kadar büyük bir sorun olsaydı, nüfusu yaşlı ülkelerin diğerlerinden daha kötü durumda olmasını beklerdik, değil mi? Oysa durum tam tersi. O yüzden bunu geçelim.

Nüfusun artmasını isteyen bu kişi (bundan sonra kısaca sağcı diyelim), bu nüfusun büyük bir ihtimalle aynı sınırlarda kalmaya devam edeceğine ikna olmamış olabilir mesela, başka ülkelere saldırıp, oranın halkını öldürüp oralara yerleşmek istiyordur belki. Bu sağcı (ki sağcı olduğuna göre herhalde milliyetçidir de), kendi milletinin başlarını bütün başlardan üstün görmektedir ve diğer başları koparıp onların ülkelerinde yeni yaşam alanları (meşhur sağcı Hitler’in tabiriyle lebensraum) açıp milletimizi oralara yaymayı planlıyor olabilir. Süreç çok sayıda şehit de gerektireceğinden, bunları şimdiden hazır etmek istiyordur. Bunları ağzına almıyordur ama aklının bir köşesinde vardır herhalde.

Ortalama herkese daha az alan ve kaynak düşmesi bu sağcıyı şahsen pek rahatsız etmiyor da olabilir, çünkü ortalama önemli değildir, önemli olan kaymak tabakanın kaymağını almasıdır. Çünkü kendisi ve yedi kuşak sülalesine düşecek kaynak garanti altındadır. Dahası, dışarıda az kaynak için boğuşan daha çok insan olması, bu yedi kuşağın sömüreceği daha çok insan olması da demektir. Daha çok işsiz, daha ucuza çalışacak daha çok insan demektir. Bu sağcı, sağcı olduğu için, eşitsizlik, yoksulluk onun için önemli değildir, o toplam zenginlikle ilgilenir. O zenginleri sever.

Bu sağcı dindardır da büyük ihtimal. Tüm sağcılar dindar ve tüm dindarlar sağcı değildir tabii, ama bu ikisi arasında bayağı yüksek korelasyon vardır. Sözkonusu sağcımızı dindar kabul edersek büyük hata yapmış olmayız. İnandığı din de ona çoğalmayı, daha çok olmayı öğütlüyor olmalıdır. Çünkü bu dinler yüzlerce yıl öncesinden beri vardır, ve hâlâ var olmalarını; baştan beri çoğalmayı öğütlüyor olmalarına borçlu olabilirler. Tipik bir doğal seçilim örneği. Çoğalma şansını artıran özellik seçilir. Tarihin herhangi bir döneminde aynı inanan sayısına sahip iki din olsa, ve bunlardan biri çoğalmayı, diğeri aynı nüfusta kalmayı öğütlüyor olsa, birkaç nesil sonra birinci dine inananlar daha çok olacaktır. Dahası, bu iki din kapıştığında, daha kalabalık olanın diğerini ezmesi daha olası olacak ve nüfusun artmasını öğütlemeyen dinler, öğütleyenler karşısında nesiller içinde silinip gidecektir. O yüzden, bugün bildiğimiz bütün büyük dinler çok çocuk yapıp çoğalmayı öğütler. Doğal seçilim bu dinleri çok sever (ama tersi pek doğru değil tabii).

Bu sağcı aynı zamanda eşcinsellerden de nefret eder (malumunuz, eşcinsel ilişkiden yavru çıkmaz), kadın hakları, kadınların ekonomik özgürlüğü gibi kavramlardan tiksinir (çünkü kadın evde kalıp yavrulara bakmalıdır), kürtaj karşıtıdır (herıld yani) ve büyük olasılıkla dar pantolon giymekten hiç hoşlanmaz.

Hepsi bütün dünyayı muazzam miktarda insan dışkısına maruz bırakma ülküsüyle uyum içinde.

Tek anlamadığım, insan neden sağcı olur ki! Kardeş kardeş yaşamak varken…

, 10 Temmuz
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi