.

Benim üzerinize afiyet 78 kuzenim var. Biri sahtekar, ikisi aşçıbaşı, üçü doktora terk, dördü amatör futbolcu, beşi markette kasiyer, altısı fırında hamur karıyor, yedisi evlere şenlik, sekizi buz hokeyiyle meşgul, dokuzu evlerden ırak, onu sosyete falcısı, on biri top peşinde koşuyor, on ikisi işsiz. Etti mi size 78. Vakıf gibiyiz. Ama o biri yok mu? Beni bağlayan da bu eşek gözlü, tek kaşlı olanı. Dilaver. Dilaver Abim.

Dün telefon çaldı, “İzmir bitti” dedi. “İzmir’de yaşanan hayat ziyandır, bu şehir adamın heyecanını söküyor, Kordon eski Kordon değil, laik teyzelerin obsesif halleri beni çileden çıkartıyor. Kibir Erkan, en büyük günah, ben bununla yaşamak istemiyorum. Laik depresif oldum. İstanbul. Ey bin kocadan arta kalan bive-i bakir. Bin birinci olmak daha ne bekliyorum, müsaitsen sabaha İstanbul’a geliyorum” dedi.

Hayır Dilaver Abim bu değildi. Okumayı askerde Ali Mektebi’inde öğrenmişti. Yoksa o Mekteb-i Ali miydi? Bizi mi yemişti?

İstanbul gözümün önünden geçti. İlk sapanımı hacılayıp başkasına satmış, sonra aynı sapanı buldum deyip, sattığından da pahalıya bana satmıştı. O zamanlar bunu görememiştim. Peki ya en lüks restoranda yemek yedikten sonra kendini karakola ihbar edip apar topar tutuklatması? Hesabı da ödemeden. Garsonu göndermiş iki paket de Parliament istemiş derdest edilmeden önce.

Bizim çarşıda bir meyhane vardı, iki kapılı. Diğer kapısı arkada. İnce uzun bir meyhane. İnmiş taksiden, üst baş canti. “Üzerimde para yok, içeriden alayım, mekan benim mekan” demiş. Taksici hay hay çekmiş. Dilaver arka kapıdan uçmuş. Bu Dilaver şimdi yeni kapılar, yeni sapanlar için Dersaadet’e göz dikmişti. Burçlara dikeceği bayrağı hangi mitingten aşıracağını bile hesaplamış gibiydi ses tonu. Telefonda görmediğim gözlerinde üzerinde Boğaziçi Köprüsü resimleri olan henüz basılmamış 500 TL’lik banknotlar uçuşuyordu. Bu adam İstanbul’a geliyordu.

“Gelme” dedim. “Gelme, buralar bitti. Bu şehir seni yer, İstanbul insan etiyle besleniyor. Daha Tuzla’da seni avlarlar, olmadı Pendik. Kartal’da içecek su bulamazsın, Maltepe’de seni tütüne sarıp içerler, gelme” dedim.

İşe yaradı şimdilik erteledi. Şimdilik.

6 yıldır ekmeğini yediğim bu şehre bu peygamber emaneti İstanbul’a dokunan ilk faydam bu olmuştu. Son olmayacaktı.

(Haftaya, Dilaver ile sezonluk işler: Hurma)

, 6 Eylül
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi