.

Yerel Seçim coşkusu her yeri sarmış. Her yerde bayraklar, adeta bir şenlik havasında. Cıvıl cıvıl seçmenlerde tatlı bir telaş… Hiç tanımadığım adamların resimleri her yerde, kravatlı gülümsüyorlar. Oyunuzu bize verin. Bir oy bir oydur. Aman oyuna gelmeyin. Oy, oy, oy…

Oy vermeye gittiğimiz okulun önünde amcam da vardı. Amcam, soğukta titreyen adamı işaret ederek sordu:
“Bizim muhtar adayına oy vermeye ne dersin?”
“Elbette amca, neden olmasın?” Soğuktan ölmezse belki size ikametgâh kâğıdı almaya geliriz.

Kardeşim bizimle oy vermeye gelmemişti. Sandık görevlisi beyefendiye sordum:
“Kardeşimin yerine de oy atabilir miyim?”
“Kendi neden gelmiyormuş?”
“Tatil, evde dinleniyor” dedim. Görevli:
“Al şu oy pusulasını da bas git” dedi. Tek kişilik oy pusulası vermesine biraz bozuldum ama kardeşimin de gönlü olsun diye onun da istediği partiye bastım. Kimsenin gönlü kalmasın. Evet, evet…

Amblemini sevmediğim partiye de HAYIR basacaktım (o ne biçim bir şekil öyle?) ama bana “Sadece EVET var” dediler. Bilsem yanımda HAYIR getirirdim. ‘Her işte bir hayır vardır’ derler fakat bu işte yoktu…

Politikacıları seviyorum. Bana kendimi önemli hissettiriyorlar. Sadece seçim zamanı da olsa… İlerde bir politikacı olup da ülkeyi yöneteceksem maaş almayı filan da düşünmüyorum. Çünkü hayırsever vatandaşların yardımları bana yeter de artar bile…

, 30 Mart
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi