.

Kapıcılar gidiyorlar, göç ediyorlar leylekler gibi.
Reno dokuzlarına, eski model muratlarına binip uzaklaşıyorlar.
Gidiyorlar.
Kendileri önde, yemenili kadınları arkalarında, yanlarında önlerinde büyüklü küçüklü çocuklarıyla
pencerelerden sarkmış apartıman sakinlerinin ifadesiz bakışları arasında
kenti terk ediyorlar sessizce.
Arabası olmayanlar için sokağın başından Kastamonu’ya ilk otobüs yola çıktı az önce.
Aşağı mahalleden kalkan Tokat otobüsü köprüye varmıştır çoktan.
Bi tuhaflık indi sokaklara. Bi tenhalık var. Var bi selamsızlık sabahsızlık.
Apartıman kapılarında dikilen adamlar-kadınlar, apartıman bekçileri yok artık.
Apartımanların işçileriymiş bunlar, köylüleriymiş!
Apartımanların muhtarlarıymış, bekçileriymiş bunlar, halkla ilişkilercileriymiş!
Apartımanların tarihçileriymiş bunlar, gazetecileriymiş, sakinlerarası telefon hatlarıymış!
Dediler ki; kazan dairelerinden mikrop kapmışlar.
Dediler ki; sıla diye bir mikrop var, sıla hastalığı yapıyormuş. Ondan gitti bunlar zahir.
Dediler ki; mevsim kıştır, e bunlar da gitti, kaloriferleri şimdi kim yakacak.
Dediler ki; kazan dairelerine apartıman sakinlerinden biri inmeli!
Apartıman sakinlerini sakin olmaktan çıktı çıkacak.
Dediler ki; bir İstanbullu inmeli.
Değil mi ki buralarda sıla mikrobu var,
İstanbullular kapıcı olmalı her apartımanda
böylesi herkes için en ideali…

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi