.

 

Josh başından beri biliyordu, eninde sonunda sözleşmesi feshedilecekti. Bir sürü çocuğun yıllardır başına gelen bir şeydi -ki bazıları yakın arkadaşıydı. Oyunun bir parçasıydı bu. Hâlâ, kendini kovulmuş gibi hissetmiyordu. Bunu kabullenmesi zor olacaktı. Birinin omzuna vurup her şeyin bir şaka olduğunu söylemesini bekliyordu.

“Eşyaların burada” dedi Kate, ayaklarının ucuna bir spor çantası atarak. “Hoşçakal”

Josh bir an için kıza baktı, sanki biraz destek, şefkat bekliyordu. Ama Kate, göz kapakları sabırsızlıkla çırpınarak öylece duruyordu.

“Yani bitti” dedi Josh, “Üç buçuk yıldan sonra.”

“Ne dememi bekliyorsun?” diye tersledi Kate.

Çantayı aldı ve bitik bir halde omzuna astı. Yapabileceği hiçbir şey yoktu. Kız arkadaşın seni kovmaya karar verdiyse, kovulmuşsundur.

⦁⦁⦁

“Tam olarak anlayamadım” diye bağırdı Josh, müzik kutusunun gürültüsünü bastırmaya çalışarak. “İşler iyi gidiyor sanıyordum.”

“Hayır gitmiyordu” dedi erkek kardeşi Craig, “Her şey ortada.”

“Gerçekten mi?”

“Evet. İstatistiklerin her yıl daha da düşüyordu. Bana kendin söyledin. Tam beş tartışmayı kaybetmiştin. Ve diğer hatalar…”

Josh pişmanlıkla kafasını salladı. Hele bu sene bir sürü hata yapmıştı. Kırk beş tane eksik iltifat, üç unutulmuş yıldönümü, on iki adet zamanlaması yanlış sırnaşma… Bir acemi gibiydi.

Craig ağabeyinin omzunu sıktı.

“Üzgünüm Josh” dedi, “İnan bana, içinin temiz olduğunu biliyorum. 04-05’i hatırlasana? Zoe beni kovduğunda?”

Josh evet anlamında başını eğdi. O zaman da bu bara gelmişlerdi.

“Mahvolmuştum” dedi Craig, “Doğumgününde onu süper bir yere götürmüştüm –biliyorsun şu mumlarla dolu harika mekân? Ona biftek ısmarlamış, bir kolye hediye etmiş, gece kulübüne götürmüş, ayaklarına masaj yapmış…”

“Skor?”

“I-ıh. Ertesi sabah uyandığımda bana yol verdi. Bana önündeki maçlara bakması gerektiğini söylemişti.”

“İnanılmaz.”

“Sevgililer gününden bir gün önceydi.”

“Tabii ki” dedi Josh. “Köprüden önce son çıkış.”

“Kesinlikle. En kötüsü neydi biliyor musun? Beni kim için terk ettiğini biliyorum. Adam tam bir pislik.”

“Gerçekten mi?”

“Evet, borsacı gibi bir şey. Sürekli aynaya bakıp, o kahrolası kravatını düzeltip duran biri. Şöyle: ‘Hadi ama, bunun için mi benden ayrıldın? Yani, tamam adam prezentabl, onun parasının içinde ben boğulurum, Cinsel İstatistikleri de süper olabilir. Peki ya manevi şeyler? Duruş? Zekâ? Emek? Bunların bir anlamı olmalıydı.’”

Craig’in yediği patates kızartmasının yağı kotuna damladı.

“Kime anlatıyorum ki?” diye mırıldandı. “Bu günlerde tek umursadıkları şey istatistikler.”

⦁⦁⦁

Kate, Josh’a sözleşme teklif ettiğinde heyecandan okuyamamıştı bile. Ama şimdi en ince ayrıntısına kadar okumuş olması gerektiğini düşünüyordu. Sözleşme şartlarına göre evden bütün eşyalarını yetmiş iki saat içinde almış olmalıydı. Seksüel Ayrıcalıkları, Kucaklama Hakları ve Hastalık Şefkati tamamen yürürlükten kalkmıştı. Bu delilikti. Neden daha her şeyin başında dizginleri onun eline vermişti ki?

Arkadaş Kalmak maddesi üzerinde düşünürken -sadece dipnotları beş sayfa sürüyordu- kapının çalındığını duydu. Yavaşça derin bir nefes aldı ve kapıyı açtı.

Kate’in yeni erkek arkadaşı ona tepeden gülümsüyordu. Boynunda dövmeler vardı ve yaz mevsimi olmasına rağmen şal ve şapka takıyordu.

“N’aber?” dedi.

Josh zorla gülümsedi. Surat yapmak için hiçbir sebep yoktu. Zor bir durumdu ama ne yapabilirdi ki?

“İyidir, sen?” diye karşılık verdi.

El sıkıştılar. Anahtar değiş tokuşu yaptılar.

“Bu Kate’in salonunun” diye açıkladı Josh, “Bu da oda kapısının. Yavaşça ittirip döndürmen gerekiyor.”

Adam kafasını salladı. “Lisa arkadan seviyor” dedi.

“Hıı” dedi Josh.

“Tamam o halde” dedi adam. “Herhalde tamamdır.”

“İyi şanslar.”

“Sana da.”

⦁⦁⦁

“Sanatçı derken neyi kastediyorsun?” diye sordu Craig. “Reklam sektöründe filan mı?”

Josh yutkundu. Kelimeler boğazında düğümleniyordu. Sanki dili kille kaplanmıştı.

“Performans sanatçısı” diye fısıldadı. “Camus’den yola çıkıyor ve Sartre’den…”

“Tanrım” dedi Craig. “Bunun için mi terk etti yani?”

Birer içki daha istediler.

“Her şey bitti mi yani?” diye sordu Craig.

Josh onayladı. “Anahtarları verdim işte. Adam şimdi onun evindedir.”

Yumruğunu bar tezgâhına vurdu.

“Kahretsin” dedi, “Tamam bir all-star olmadığımı biliyorum. İşim sıkıcı, sanattan anlamam, dizi seyrederim. Ben sadece… Sadece bir değerim olduğunu sanıyordum.” Birden kafasını kaldırdı. “Benden kurtulmayı gerçekten çok istemiş olmalı.”

⦁⦁⦁

Lisa adlı ürkek kız kapıyı açtı ve Josh’u tepeden tırnağa süzdü.

“Ters bir zamanda gelmedim umarım” diye sordu Josh.

“Hayır” dedi kız. Sesi biraz titrekti. “İçeri gelsene.”

Çantasını halının üzerine koyup etrafına baktı. Kate’inkinden çok daha küçüktü ama en azından TV daha büyüktü.

“Plazma mı?”

Kız güldü.

“Keanu onu aptallaştırdığını söylüyordu. Bu en büyük kavgalarımızdan biriydi.”

“Hıı” dedi Josh. “Benimki de TV’den nefret ederdi, özellikle de en sevdiğim diziden.”

“Jersey Kıyısı değil mi?”

Josh irkildi: “Kâğıtlarımda yazdığını sanmıyordum.”

Kız eski sözleşmenin bir kopyasını elinde sallıyordu. “Hepsi burada.”

Lisa gözlüğünü takıp satırların ve sayfaların üzerinden geçerken Josh nefesini tuttu.

“Daha fazla pazarlık etmeliydin” dedi kız.

“Ne demek istiyorsun? İyi bir sözleşme değil mi?”

“Berbat. Yani, baksana, Seksüel Ayrıcalıkların neredeyse yok sayılmış.”

Josh içini çekti.  Hep Kate’in kendisini bu konu sayesinde köşeye sıkıştırdığından şüphelenmişti ama bunu mukayese edebileceği başka uzun vadeli bir sözleşmesi olmamıştı ve kardeşine de bunun normal olup olmadığını sormaya utanıyordu.

“Ve bu Duygusal Destek hükmü çok acıklı. Yılda bir Kariyer Desteği Sohbeti mi?”

“Az mı?”

“Evet. Kız arkadaşlar genellikle ayda bir ile yükümlü olurlar. Neden bir avukata danışmadın?”

Josh ellerini teslim olur gibi yukarı kaldırdı.

“Çünkü ben bir geri zekâlıyım” dedi. “Çünkü ben ileri seviye bir geri zekâlıyım.”

Çantasını aldı.

“Biliyorsun, beni almak zorunda değilsin” dedi. “Bir mübadele programı olduğunu biliyorum ama beni reddedebilirsin.”

Lisa güldü.

“Neden seni reddedeyim ki? Seni ben aldım” dedi.

“Ne demek bu?”

“Takas benim fikrimdi.”

Josh yavaşça çantasını bıraktı.

“Gerçekten mi?”

“Evet, yani… Kate pek itiraz etmedi. Ama ben her şeyi ayarladım. Pek fazla ilişki tecrübem yok ama gerçekten istersem iyi bir sözleşme yapabilirim.”

Josh boğazında bir yumru hissetti. Birdenbire kendini çok kötü hissetmişti, galiba ağlayacaktı.

“İyi bir anlaşma olduğumu mu düşünüyorsun?”

Lisa sözleşmeye şöyle bir göz attı.

“Tabii ki” dedi. “Yani, bazı değerlerin düşük. Mesela… Cinsel İstatistikler. Üzerinde çalışmak gerek.”

“Hıı” dedi Josh.

“Ama zekâ oyunları yeteneklerin muazzam. Güvenceli bir işin var. TV’den zevk alıyorsun.”

Öne doğru eğilip Josh’u öptü.

“Ve çok tatlısın…”

“Gerçekten mi?”

“Bence öyle.”

Josh’un eski sözleşmesini buruşturup çöpe attı.

“Ama bu şey çok gülünç. Bunu sana yapamam.”

“Ciddi misin?”

“Evet, kendimi canavar gibi hissederim.”

Josh minnettardı. Lisa’nın elini tutup dudaklarına götürdü. Kız kıkırdadı.

“Ama bir dakika” dedi Josh, “Nasıl bir sözleşme yapacağız?”

Lisa parmaklarını saçlarına daldırdı, ardından cebinden katlanmış boş bir kâğıt çıkardı.

“Başlama vuruşunu yapalım o zaman!”

Josh kıza sarıldı. Yüreği ferahlayınca kahkaha attı. Yeni bir takıma katılmak gibisi yoktu. Sezon açılışı gibisi yoktu.

 

Çeviri: bCy

The New Yorker, 30 Mayıs 2011

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi