.


Tanpınar denince akla gelen ilk kelime: Estetik. Onun “Edebiyatı güzel sanatların bir dalı olarak” gördüğü sık sık vurgulanır. Halbuki, mesela Necip Fazıl şiirinin tavizsiz biçimciliği, geometrik bir algı doğurmuyor. Necip Fazıl denince akla bir düşünce adamı, dava eri geliyor.
Tanpınar elbette özenli bir edebî yapı kurmuş, estetik bakımdan üstün bir seviye tutturmuştur. Bununla birlikte, özellikle Tanpınar’ın, belki Yahya Kemal’den bile ziyade, estetik nitelikler ile entelektüel işlekliği birlikte düşündüğü fikrindeyim.
Tanpınar’ın metinlerinde, sözgelimi, yakın anlamlı kelimelerin aynı cümlede, aralarındaki fark işaret edilerek kullanıldığını görürüz: “… bu sansürün veya tahdidin yüzünden…” der mesela.
Tanpınar’da her şeyin fevkinde gösterilen estetik, aslında düşünsel derinlik, fikrî incelik, ahlaki hassasiyetle, hattâ politik bilinçle sıkı sıkıya ilgilidir. [Bir fonksiyon icra eder, araçsaldır]
Politik bilinç derken, büyük yazarın siyasi tercihinden evvel, siyasetin düşünceyle iç içe yürütülmesi gereken bir faaliyet olduğuna ilişkin yaklaşımını kastediyorum.
Tanpınar’ın özel hayatı, sosyal münasebetleri, milletvekilliği, şahsi notları filan da onun yönelişinin ana unsurlarını görmeyi güçleştiriyor sanırım.
Akademik şablonlar, ideolojik ayrımcılık, yayıncılık dünyasının çekişmeleri arasında, Tanpınar doğru konumlandırılamıyor.
Yüzeysel sınıflandırmalar, yazarın ufkunu görmemizi engelliyor.
Bu arada, ethos – pathos tasnifi de benzer bir yanılgıyı ister istemez besleyerek, ayrı tutulan unsurlar arasındaki kesişim alanlarını, temas noktalarını algılamayı zorlaştırıyor.

, 24 Ocak
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi