.

Tarlabaşı’ndaki kentsel dönüşüm bloğunun önüne, harabeye dönmüş binaların dış cephelerini kapatacak biçimde konan dev panoları gördünüz mü? Pırıl pırıl güneşli günde beyaz parmak arası terlikleriyle keyifli bir yürüyüş yapan o kadını. Üzerinde şık takım elbisesi, tatlı bir hırsla işine yürüyen genç adamı. Kafelerde oturmuş hayatın tadını çıkaranları. Ve diğer çağdaş, paylaşımcı, mutlu, cici insanları… Üzerlerinde bir “yeni” patlangacı eksik.

Bu neyin reklamı? Yeni bir semtin mi? Gidenlerin yerini bu parlak insanlar mı alacaklar? Kırık camların arkasından silik ifadelerle bakan semtin yorgun sakinleri binalarla birlikte yıkılıp gidecekler. Burada yeni bir sayfa açılacak. Dikkat köpek var yazılarına karışmış bira fiyatları geride bırakılacak. Perukçular kel kalacak.

Bu yıkıntıların arasından bir Şanzelize maketi mi çıkaracağız şimdi? Tepeden inme, mış gibi, taklit bir Şanzelize… Elimizdeki kağıt bardaklardaki kahvelerden şuruplu yudumlar alarak üçüncü dünyayı unutma egzersizleri mi yapacağız burada? Vitrine yeni bir semt koyuyoruz belli ki. Sadece vitrinde duran, içerde satılmayan bir ürün gibi… Görene ait olmayan bir rüya gibi…

Bu parlak resimlerin ardına saklanarak yıkılıyor Tarlabaşı. Binalar tek tek boşaltılıyor. Tarlabaşı Bulvarı’ndaki bir 2. katta çalışmalarını sürdüren Tiyatro Oyunevi de tüm binanın tahliye edilmesi nedeniyle, provalarını yaptığı ve oyunlarını sahnelediği mekanı epey önce boşaltmak zorunda kalmıştı. İşte şimdi onun yerine çok daha büyük bir tiyatro geliyor. Belki de dünyanın en büyük tiyatrosu kuruluyor Tarlabaşı’na. Gerçek hayatla aramıza bir set gibi çekilen bu dev panolardaki gıcıklandırılmış yeni dünya görselleri bana bunu söylüyor.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi