.


Türk’üm. Türkçe konuşur, okur, yazarım.
Türkiye’yi seviyorum. Bunun rasyonel, mantıklı bir açıklaması yok.
Türkiye’yi sevmek, benim için annemi sevmek gibi.
Süleymaniye’yi, Karacaoğlan’ı, Murat Uyurkulak’ı, Toroslar’ı, Alper Canıgüz’ü, Diyarbakır karpuzunu, Sezen Aksu’yu, “Yan yüreğim yan, gör ki neler var…” diye başlayan ilahiyi, Malatya kayısısını, Mustafa Kutlu’yu, Bitlis tütününü, Cüneyt Arkın’ı, Afyon kaymağını, Sait Faik’i, Boğaz’ı, Ahmet Abi’yi, Denizli horozunu, Mimar Sinan’ı, Anamur muzunu, Mahzuni Şerif’i, akşam ezanını, Onur Ünlü’yü, Erzurumlu Emrah’ı, Emrah Serbes’i, Nefi’yi, Orhan Gencebay’ı, Van Gölü canavarını, Münir Özkul’u, Özay Gönlüm’ü, Gökhan Özcan’ı… seviyorum.
Bu ülkenin şiirleri, ağaçları, suları, şarkıları, destanları, camileri, ilahileri, çarşıları, çayları, bağlamaları, resimleri, börekleri, kiliseleri [evet,] bizi yaklaştırır, kardeş kılar.
Çocukluğumuz, aşklarımız, ibadetlerimiz, dostluklarımız buradadır. Burada sofraya oturur, burada selamlaşır, burada dua eder, burada hayata veda ederiz. Türkiye bizim hayatımızdır.
Türkiye’yi siyasi bir obje gibi algılayamam.
Bu ülkede tarihsel hatalar, siyasi anormallikler, ekonomik haksızlıklar, işkenceler, baskınlar, cinayetler gördük.
Çok yorulduk.
Hâlâ sabrımızı zorlayan, umutlarımızı kıran, haysiyetimizi zedeleyen olaylara şahit oluyor, maruz kalıyoruz.
Fakat bu kötü, bozuk, can sıkıcı şeyler aynı zamanda Türkiye’yi tahrip eden şeylerdir. Türkiye’yi teşkil eden şeyler değil.
Her çocuk, her evlat annesinin yemeklerini beğenir. Çünkü damak zevkimizi, annemizin yemekleri şekillendirir. Ben de annemin yaptığı yemeklere bayılıyorum. İştahlı bir çocuktum. Anneciğim pişirirdi, ben de çılgınlar gibi yerdim.
25 yaşına geldiğimde fark ettim ki, annem iyi bir aşçı değilmiş. Keke tuz değil, şeker katılırmış. Pilav tane tane olurmuş. Balık bambaşka bir şeymiş…
Fakat hâlâ annemin yemeklerini yiyince ruhum şenlenir. Nükleer artığa benzeyen pilavı iştahımı açar. O adı konmamış, aile içinde “patates” dediğimiz şeye bayılırım. Tuzlu kekin keyfini çıkarırım…
Anamın ekmeğine kuru, ayranına duru demem. Ellerine sağlık derim, ziyade olsun derim, çok leziz derim.
Benim nazarımda Türkiye başka bir şeydir.
Elbette İzlanda da güzeldir, onun da seveni vardır. Tabii ki Moğolistan’da, Nijerya’da, Meksika’da, Tayvan’da mutlu insanlar yaşar…
Oralara gider, o insanlarla da hasbıhal ederiz. Mamafih onların hayatındaki güzelliği anlamlandırabilmem, Türkiye’nin bana hissettirdikleri, düşündürdüklerinden ötürüdür.
Herkes annemi adıyla çağırır. Fakat ben ona anne derim.
Türkiye de benim vatanımdır.
Katillerin, zalimlerin, aptalların, cahillerin, manyakların Türkiye ile arama girmelerine müsaade etmem.
Türkiye benimdir.
Ben Türkiye’yimdir.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi