.

Türkiye’nin Ruhu adlı eserini bitirmeye ömrü yetmeden öldü Tutunamayanlar’ın yazarı. O gün bugündür o ruh aramızda geziniyor. Kolektif bir beden bulamadığı için münferit bünyelere sığınmış. Kimi zaman Anadolu’nun ücra bir köyünde yaşayan genç bir kız oluyor o bünye; ata binip kilometrelerce uzaklıktaki okuluna gidiyor. Bazen büyükşehirlerin tıkanmış trafiğinde boğulan arabaların camlarını silen kavruk yüzlü bir delikanlı o; sizden sigara istiyor; bir yerine iki sigara uzattığımızfa, ‘Sağol abi, sadece bir tanesine ihtiyacım var’ diyor. Vapurdan indiğimizde iskelenin az ilerisinde mütebessim bir yüz ifadesiyle sizi karşılayan bir çingene oluyor bazen de, çiçek uzatıyor size. Ara sokaklara saptığınızda, sakalları uzarken sararmış, yüzü o sokakların coğrafyası gibi kırış kırış olmuş, hoşsohbet bir ihtiyarın gözleriyle size bakıyor; ucuz bir şarap parası verdiğinizde Hayyam’dan rübailer okuyor size. Akademinin kapısından içeri girdiğinizde hemen yanınızdan dışarı çıkıyor o. Çünkü az evvel okulu bırakmaya karar vermiştir; bitirme projesi olan kısa filmin senaryosu, ihtiyar heyetini andıran seçiciler kurulundan geçemediği için. Ve daha neler neler. Seni beni onu toprağa, toprağın altındakilere ve üstündekilere rapteden bu ruhun tecessüm ettiği fertler her an her yerde karşınıza çıkabilir. Velhasıl toprağın ruhu onun üzerinde yürüyen insanın, bütün siniruçlarının toplandığı ayak tabanından girip iliklerine kadar işler. Öyle değil mi Ahmet abi, güzelim?

, 16 Mart
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi