.

Mısır diyince aklıma piramitler gelirdi. Sonra İskenderiye Feneri. Çünkü ilkokul ansiklopedileri bunlarla doluydu. Sonra Nil Nehri, Asvan mermeri, Kahire. Necip Mahfuz. İsmini Enver ile Cemal Paşa’lardan alan Cemal Abdülnasır ve Enver Sedat. Sonra İhvan-ı Müslimin’i öğrendim. Seyyid Kuttub’u, Hasan El Benna’yı bildim. Büyük hafız Abdüssamed. Bir dönem Türkiye’yi sallamış Mısır sineması ve Hüsnü Mübarek. Hatta Butros Gali ve namazımı kılarım golümü atarım ekolünden futbolcu Ahmed Hassan’ı da unutmayalım.

Sonra bir gün Ümmü Gülsüm’ü öğrendim ve Mısır’ın ruhunu dinledim. Arap dünyasının divası, Arap halklarının umudu, Mısır’ın semada yankılanan sesi ve o sonuna kadar hak ettiği sıfatıyla “Kevkeb-uş şark” yani “Doğunun yıldızı” Ümmü Gülsüm’ü dinlemek sadece bir şarkıcıyı dinlemek gibi gelmiyor bana.

Ümmü Gülsüm’ü dinlemek 20. yüzyılın kendilerine zehir edildiği Arap toplumunun acılarını dinlemek gibi.

Mısırlılar birkaç gündür ayakta. Artık uyumuyorlar. Çünkü gözlerinin önünde beyaz bir mendil sallanıyor. Bu mendil, 1975’te göçen ama modern Mısır tarihine bembeyaz harflerle yazılan Ümmü Gülsüm’e ait.

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi