.

Pulp art

Yazarlığın hakikaten esrarengiz bir yönü varsa, o da şudur: Seni kimlerin okuduğunu asla tam olarak bilemezsin.
Bilip de ne yapacaksın? Onu da bilmeyiver?
I-ıh. O kadar basit değil.
***
Genç bir adam bana gönderdiği e-postada şunu söylüyordu: “Abi, ihtiyarların fesat kimseler olduğunu senin sayende anladım. Geçen gün, bilet kuyruğunda yaşlı bir kadına sıramı vermedim. Rica etti, reddettim. Moruklar yüzsüz oluyor hakikaten…”
Dehşete düştüm. Ruhi Mücerret adlı romanda, 100 yaşında bir adamın ağzından yazdıklarımı, bu genç okur tümüyle yanlış anlamıştı. Romanın genelindeki mesaj yerine, küçük bir bölümdeki espriye odaklanmış ve uğursuz bir sonuca varmıştı.
***
Bu durum bana, uzun yıllar önce, henüz 18 yaşındayken, usta bir şairden duyduğum sözleri hatırlattı: “Yazdıklarımı yayınlamaktan çekiniyorum” diyordu, “ya biri, bir mısramı yanlış anlayıp suç işlerse? Veya günaha girerse? Bunu göze alamıyorum…” Tanıyanların hayranlık ve hürmet duyduğu şairin hassasiyeti bana epey mübalağalı görünmüştü. Yani kim bir şiirden, bir dizeden bahane devşirip sağa sola saldırırdı ki? Olacak şey miydi?
***
Domovoy adlı enfes bir Rus filmi vardır. Karen Oganesyan’ın yönettiği, 2008 yapımı, etkileyici bir polisiye gerilim. Orada, yazar ile okurlarından biri arasında, yazıp okumanın ötesine geçen bir münasebetin sonuçları anlatılır. Aslında bu temayı işleyen epey roman ve film var. Birçoğunda da iş cinayete varıyor.
***
Kitabevi sahibi bir dostum, romanlarımın, okurlarca ne kadar çok benimsendiğinden bahisle, şaka yollu “Var ya, istesen kendi ordunu kurabilirsin!” demişti. Doğrusu, gururum okşanmıştı. Gelgelelim, şimdilerde bu iltifatı hatırlamak beni endişeye sevk ediyor.
***
Tüm bunları neden yazıyorum?
Çünkü… çok sayıda yazar, düpedüz ordu kurmaya, asker toplamaya yönelmiş görünüyor.
Politikacılar bunu alenen yapıyorlar.
Habire “Biz” diyorlar, “onlar” diyorlar.
Milyonlarca insan, özellikle de 15-25 yaş arası gençler; konuşmacılardan, yazarlardan kaptıkları birkaç cümleyi, kavgaya giriş repliği olarak kullanıyor!
Politik liderler bir yana, yazarların, bu ağır vebal tablosunu görememelerine şaşıyorum.
Kanaat önderleri, kan çıkarma eğilimini besliyor.
Atmosfere savaş bulutları taşıyorlar.
Ağız dalaşıyla yayılan bir veba salgınına sebep oluyorlar.
Cümlelerinin, masum insanlara karşı silah olarak kullanıldığını gerçekten bilmiyorlar mı?
***
Harıl harıl asker toplayan yazarlara inanmayın.
Duygularınızı ve enerjinizi sömürmelerine müsaade etmeyin.
Hiçbirimizin düşmana ihtiyacımız yok.
Bakın, bir düşüncenin sağlamasını yapmak istiyorsanız, durun ve o düşüncenin tam tersi yönde kanıtlar arayın.
Çok ciddiyim.
Bu, sizi hakiki bir okur yapar.
Her yazarın her cümlesini içselleştirmek, iyi bir okura yakışmaz.
Politikacıların peşine takılmaktan, mitinglere katılıp alkış tutmaktan hiç bahsetmiyorum bile.
Militanlık mintanının, deli gömleğinden tek farkı, ilkini kendiniz giyersiniz. Giymeyin.

, 4 Nisan
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi