.

24 ekim 1929, Perşembe. Büyük buhran. En karasından bir Perşembe günü. Çılgınca paraların kazanıldığı, kredilerin, bonoların, hisse senetlerinin kağıt uçak yapılıp sokaklarda uçurulduğu, rulo yapılmış Amerikan Doları ile sigaraların yakıldığı yıllar. Hatta ayıptır söylemesi bahriyeli bir ABD zabiti 1929’un Haziranında kadın ayakkabısından şampanya içerek tarihe bile geçmiş.

Derken işler ters gitmiş [burası uzun ve sıkıcı]. Ahali “amanın param borsada duracağına yastık altında dursun” demiş lakin bütün likit bir anda berhava olmuş.  En büyüğünden bir buhran patlamış ve ABD halkı garibanlığın dibini bulmuş. New York zenginleri limanda hamallığa, Hollywood artizleri Los Angeles’ta şoförlüğe başlamış. Hatta yine borsa çökünce işsiz kalan bir Türk ilk gemiye atlayıp Türkiye’ye yola çıkmış ve 1930’da Serbes Fırka’yı kurmuş. Bu da Emrah Serbes’in büyük dedesi Mithat Pertev Serbes’miş. Resmi tarihin bu büyük adamı yok sayması en kibar ifadeyle ayıptır.

Biz konumuza dönelim, buhran gayet hızlı bir şekilde Atlantik’in öte yakasına geçmişti. Hatta izbe Londra kıraathanelerinin birinde uzak dedesi Kayserili olan bir garson “Amerika hapşırınca Dünya nezle oluyor” cümlesini ilk kez telaffuz etmiş. Hatta bu lafı kıraathaneden çıkıp eve gidene kadar, her rastladığı kişiye söylediği de kayıtlara geçmiştir.

Kriz Kapıkule’den vizesiz giriş yapmıştır. 12 Aralık 1929, yine bir Perşembe. Ankara buza kesmiş. Başvekil İsmet İnönü, Meclis’i toplar ve “gençler söyleyeceklerimi iyi belleyin” girizgahıyla bu global krizi masaya yatırır: “Efendiler, zaman kötü, taa Cemahir-i Müttehide-i Amerika’da peydah olan iktisadî buhran memleketimize tasallut etmeden bir çare bulmak gerek. Misal millî paramızı altına bağlayalım”.

Bu konuşmanın devamında İsmet Paşa, yerli istihsalden dem vurur ve “yerli malları teşvik etmeli” diye konuyu bağlar. İşte bu 12 Aralık günü, takip eden yıllarda Yerli Malı Haftası’na vesile olur; Türk pedagoji tarihinin korkunç ve naif bir epizodu olarak takvimlerdeki yerini alır. Bu vahim ve elim hadisenin arkasında da her zamanki gibi ABD vardır.

80’lerin ikinci yarısına tekabül eden ilkokul yıllarımda bu mübarek günü her yıl idrak ve eda etmiştik. O zamanlar bu günün yegane anlamı yiyecek içecek bizim için. “Mussolini İtalyası”nın simülasyonu olan siyah önlüğün ideolojik bir mütemmim cüzü olduğunu nasıl bilebilirdik? Evden getirilen zeytin ve peynirin askeri disiplinle yenilmesi, şişe sütün emirle içilmesi, 80’lerin imkanları içinde zaten ve mecburen ve mütemadiyen yerli malların sınıfta tüketilmesi, her öğrencinin alım gücünün teşhir edilmesi gibi kıymetli bilgiler sunmak gibi bir faydası vardı Yerli Malı Haftası’nın.

Hamiş: Sınıfın numune zengini, mandıracının oğlu, ismini vermek istemediğim arkadaşım, sözüm sana! Löp yumurta yemiş öğrenci osuruğu kokan sınıfımızda, gözümüzün içine baka baka ve ortalığa güzelce kokusunu salan Çikita muz yediğin günü unutmuyorum. Kişisel tarihimin varacağı nokta bir gün komünizm olacak ve bunun sebebi sen olacaksın. Pis mahalli burjuva.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi