.

Hikmet kendini balkondan aşağıya bıraktıktan, yani Hikmet kendini öldürdükten sonra, üstümüze sinen o sevimsiz hüznü, o katlanılmaz acıyı, o tarifsiz boşluğu anlatmak için söylediğin son sözler vardı ya albayım… Hatırlarsın eminim… Ne kadar çok zaman geçse de yüreğimize kazınmıştı Hikmet’in kendini ansızın öldürmesi. Sen de: “Neler olduğunu hatırlamıyorum” demiştin… “İfade edemediğim bir eksiklik var içimde, Hikmet oğlum. Sanki her şey başka türlü olabilirdi, başka türlü oynanabilirdi.” O gün sana o kadar çok hak vermiştim albayım, üzerinden yıllar geçse de başka türlü olması gerektiğini düşündüm, başka türlü oynanmalıydı. Ama şimdi haksız olduğunu düşünüyorum albayım… O gün sen onları acının tazeliğiyle söylemiştin. Ve o gün biz Seyyar Sahne’yi bilmiyorduk daha. Ama ben biliyorum artık albayım ve sana katılmıyorum. İşaret parmağı dimdik tutup sertçe yüzüne doğrultup haykırıyorum işte… Tam da böyle olmalıydı albayım… Böyle oynanmalıydı Tehlikeli Oyunlar… Biliyorum kızıyorsun, şimdi karşında olsam “seni askerde benim elime vereceklerdi ki” diye başlayacaksın söze… İşte bu yüzden başlama albayım ben konuşacağım şimdi… Ne Hikmet bir şey söyleyecek ne de sen albayım; yarım kalmış generalim…
Sen yoktun oyunda albayım… Cismen yoktun yani… Sadece Hikmet vardı, ama sen varmışsın gibi yapıyordu sürekli. Hatta sadece sen değil, Bakkal Rıza, Nurhayat hanım, onun askerdeki oğlu, senin silah arkadaşın Sermet ve tabii ki Sevgi ve Bilge; onların Hikmet’in hayatına soktuğu bilcümle insan… Hepsini varmış gibi tek başına canlandırıyordu Erdem Şenocak… İsmini yeni duydun değil mi albayım, ama bir kenara not et şimdi bu ismi… Çünkü daha çok duyacaksın ve yine çünkü; Şenocak, tiyatro duayenlerinin tek kişilik oyun diye çıktıkları yarım saatlik kandırmacalar gibi bir şey yapmıyor. Sahnede tek başına tam 130 dakika kalıyor ve bu 130 dakika boyunca performansını hiç düşürmeden neredeyse koskoca bir kitabı, Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar adlı romanını canlandırıyor. Kurdukları tiyatrolarda prestij oyunları oynayan, büyüt bütçeli filmlerin büyük bütçeli oyuncuları için Şenocak yakında çok büyük bir korku olacak albayım.
Pardon albayım, boşta bulundum ve unuttum. Hemen kızma şimdi… Elbet tiyatro bir ekip işi, sadece oyuncuyu tebrik etmek, ya da onu tenkit etmek yakışmaz bize. Hem bana, hem de Hikmet’le birlikte tarihi olaylardan tarihi piyesler yazan ve askerliği gibi oyun yazarlığı da yarım kalmış sana, yani Emekli Albay Hüsamettin Tambay’a… Celal Mordeniz yönetmiş oyunu albayım, Oğuz Arıcı ise hem Şenocak’la birlikte metni düzenlemiş hem de kendi başına reji danışmanlığı yapmış.
Bazı eksikler vardı elbette albayım. Ama o eksikler ne rejinin ne de oyuncunun eksikleriydi. Romanın belli bölümleri, aslında benim en sevdiğim bölümler: “Albayların yaradılışı” çok kısa geçilmiş… “İnsanlığın öldüğü” bölüm ise oyunda hiç yer bulamamış… İnsan sevdiği bölümleri de görmek istiyor açıkçası albayım. Sen de istemez miydin?
2009 senesinden beri oynanıyor bu oyun albayım, ama geç kaldık biraz izlemekte. Utancımı vurma şimdi durup dururken yüzüme. Yapılması gereken, yetişmesi gereken işler vardı. İşte bu yüzdendi gecikme. Şimdi sen de gecekondundan çık, pardon “Gecekondu değil, üç katlı bir apartman burası oğlum Hikmet” dediğini unuttum bir an. Evet, şimdi sen oradan çık ve izle bu oyunu ve bakalım o zaman “başka türlü olabilirdi, başka türlü oynanabilirdi” diyebilecek misin?

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi