.


Vasat bir siyasetçinin ilk yapacağı iş hemen bir iki valiyi, emniyet müdürünü görevden alarak, emrindeki medyayı da sahaya sürerek, geri adım atarak özür dilemek ve tansiyonu düşürmeye çalışmak olabilirdi. Ancak Türkiye’yi bir üstün insan yönettiği için öyle olmadı. Olan bitenin ayırdında değil belli ki! Etrafında akil adam da kalmamış. Şimdi önce sokaklardaki insanların ‘istifa’ taleplerine onları öldürmeden bir karşılık bulacaksın sonra Rusya’nın “Şu Adana’da bulunan Sarin gazını hele bi bana açıkla” sorusuna cevap vereceksin. Ondan sonra da BDP’nin “Hadi ikinci aşama için vaat ettiklerini yerine getir bakalım” talebine karşılık vereceksin. Elini hevesle iki elinin arasına aldığın Obama seni terk etti. Fox ve Al Jazeera’den bunu gayet iyi görüyoruz. Liberallerin de tüydü çoktan. Böyle bir atmosferde Fas’a gitme fikri ise durumun vahametini iyice gösteriyor.
Sokaklar herkesin evi oldu. Gidiyorlar. Sonra yeniden geliyorlar. Bu çocuklar yıllardır evde bilgisayar başındaydı. Çıkmadılar hiç. Çıkınca da bir daha eve sokamazsınız. Çıkma nedenleri ortadan kalkmadan bir daha içeri girmezler. Girer gibi yaparlar. Girmezler. Kendileri girmedikçe kimseyi de eve sokmazlar. 60 yaşında adamların / kadınların algılayamayacağı, çözemeyeceği eylemler bunlar. Başbakan ve şurekası devre dışı. Bütün siyasi partiler devre dışı. Liberaller, akil adamlar, stüdyo güzelleri devre dışı. Alçak Medya devre dışı. Halktv’nin de,Ulusal tv’nin de, Uğur Dündar’ın ya da Sözcü gazetesinin de algılayamayacağı ağır günler. Türkiye tarihinin en büyük halk ayaklanması. Dünya tarihi açısından da Zizek ve benzerlerinin akıl erdiremeyeceği kadar sıra dışı günler. Bir kategoriye sokulabilir gibi görünmüyor. Geçmişteki hiçbir örnekle mukayese edilebilir değil. Müstakil olarak değerlendirilmesi gereken ve bitmeden sağlıklı analiz edilemeyecek gibi görünen bir eylemler haftası.
“Az önce Beşiktaş’a gelen Tır şoförleri yolları kapatmış… Adana’dan gelen erzak kamyonları İstanbul’daki direnişçilere ulaşmış…” ve daha binlercesi binlercesi binlercesi.
Tayyip Erdoğan’ın medyadaki amiral gemilerinden birinin önüne beyaz yakalılar öğlen yemeği arasında binlerle birikiyorsa orada klasik siyasetçilerin ve televizyon sosyologlarının okuyamayacağı yeni bir dil kuruluyor demektir. Televizyonlarda gezen bütün çokbilmişleri bir gecede oyundan düşüren çok boyutlu, çok katmanlı bir eylemler dizisi. Türkiye böylesini görmedi. Kanımca henüz dünya da…
Bir ağacın altında kitap okuyan gençlerin üzerine gaz sıkılması ile düştü son damla, daha önceki binlercesinin üstüne. Ve taştı deniz.
Türkiye hücrelerine kadar ayrılmışken yeniden birleşiyor. Cephe cephe.Karargahta komutan yok. Twitter’da kurulu bir doğaçlama karargahtan herkesi cepheye sevk eden ortak bir duygu var; insanlar-çoğu genç- Türkiye’yi 11 yıldır yöneten adama ateş püskürüyor. Siz istediğiniz kadar vesayet deyin, darbe deyin. Hiçbiri bunları görmedi, bilmedi. Çocukluklarından beri bildikleri bir tek kişi var ve o adama bilenmişler. Sloganları politik değil. Eylemleri sivil. Tek bir hedef var ve bu hedef verili bir siyasi merkez tarafından kontrol edilmiyor. Dolayısıyla bu hareketin sonucu öngörülebilir değil. Bu hareketin bir önderi yok. Dolayısıyla eylemlerin sonlandırılması bir pazarlığa tabi değil. Aralarına provokatör sokmuyorlar, eylem alanlarını temizliyorlar, yaralanmalardan bir bilgisayar oyunundaki kadar yılıyorlar. Hepimizin ezberini bozdu, tuzla buz etti bu Y kuşağı. En azından onların öncü olduğunu şuna dayanarak iddia edebiliriz, en yeni iletişim yöntemleriyle yürütülüyor bu eylem. Kimse bu eylemlerden kendi siyasi emellerine rüzgar devşirebileceğini düşünmesin. Abdullah Gül ve Mustafa Sarıgül de dahil hiçbir eski figüre bu gençlerden ekmek çıkmaz. Bütün dünyanın gözü önünde etkileri yıllarca sürecek bir şeyler oluyor.

, 3 Haziran
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi