Önce Bağdat Müzesi sonra Emek Sineması

• Almanya’da cep telefonu melodisi ayıp değilmiş ama geğirmek ayıpmış.

• Çembere tutunmuş kişiler açık fikirli olamaz çünkü çemberde farklı açılar yoktur.

• Hep yapıyor ama genede ders almıyoruz. Tatlı tatlı kaşınan sinek ısırığı gibi, ona doymuyoruz. Ama rahatlayın, imdadımıza yetişirki o cancümle: Yalnış biz kullar için.

• Rezil kuaföre gitmiş, kepaze olmuş.

• Göz yuvarlağı 7,5 gramdır, tartmak isterseniz diye önceden söylüyorum. Çünkü muhtemelen terazinin ibresini iyi göremeyeceksiniz.

• Oralet zararlidur, ihlamur yasaktur.

• Elden gelen öğün olmaz ama atıştırılabilir.

• Toplantıların verimli olabilmesinin yegâne şartı sadece iki kişi arasında geçmesidir, kişilerden biri hastalanıp işe gelmediğinde.

• Dün sahaftan sadece iki liraya “Burcunuz ve 2011” diye kapkalın bir kitap aldım. Sudan ucuz sat, sonra sahaflık neden ölüyor.

• Kaldırımlar… kald.r.mla… KALDIRIMLAR… KALd.RMlr… k.l….M..r… KaLasdfdfasghg!

• Belediye Otobüsü Şiiri: Sırata gider, ring yapar. Önce dolu, sonra boş. Filmciler sever geceleyin boş dönenleri. Siyah benekli yorgun lambalar, sessizce sallanan tutamaklar altında yağlı saçını cama dayamış, süzgün aktör. Düşünür biraz, nerelere gidip de geri dönmeyenleri.

• “Niye durdun, daha inmeyecem” dedim. “Biletiniz buraya kadar” dedi Romain Gary. “Dayım içişlerinde müsteşar” dedim, “jop kustururum” dedim. Koca Tembel’i bi çıkardı bu, dedim “Hazır bahar gelmiş, yürüyeyim.”

• Bir leğen çamaşır suyunu sokağa döken en son kadın ne vakit ölecek, o vakit elveda çocukluğum.

• Mazi Şiiri: İçmeye gidilen bir restorandır mazi. Piyazın tarihi geçik, mayhoş. Masalar devrilir. Tabaklar üzülür, kırılır. Yerde marmelat olur da mandalin, arkalardan ağlar.

Herkes hayatta ikinci bir şansı hak eder ama bu şansın insana ne zaman nerede güleceği hiç belli olmaz. Bazen bir otobüs durağında, bazen bir film çıkışında, bazen de bir kitabın tozlu sayfaları arasında… Kadıköy’ün şen şakrak caddesi Bahariye’de Kafkas Pasajı numero 19’da İkinci Şans Sahaf açıldı…

• “Hayatımın bir amacı yok” diye ağlayarak eve geldi çocuk. “Sabahtan akşama kadar koşup oynuyorum, ne için? Hiç!”

• Çok acayipse tuhaf, kço aicaypes matnıkıl.

• On sekizinci yüzyıldan kalma bir topal kurt bulundu.

• “Kariyerinizi tek cümleyle özetler misiniz sayın işadamı?” “Birgün kafam kızdı, diplomamı yırttım ve selobant ticaretine atıldım. Bu fikir yırttıktan önce mi sonra mı geldi hatırlamıyorum. ”

• Küfür tatile çıkınca sunturlu çok sıkılır, sinkaflının hali nice.

• “Katil: balina!” diye bağırdı dedektif. Balinanın gözleri dolmuştu: “Hayır! Katil önyargılarınız.”

• “Şiirler yazdın. Kırlara çıktın. Papatyalar açmış, bir tanesini kaptın, tek tek yapraklarını yolarak fal baktın. Seviyor çıktı, sevinçle denize doğru koştun.” “Gelmiyor musun benimle?” “Sen git. Geride bıraktığın dilsiz papatya ile ilgileneceğim ben.”

• Elma kurdunu bile pazarladı sana lunaparkın kültür emperyalizmi.

• Rozet Yaralanmaları Derneği’ne yeni kaydolanların rozet töreninde tek bir gazeteci yoktu, yazıklar olsun. Sonra haber bulamayıp “bezelyenin mucizesi” diye sayfalar yapıyorsunuz.

• “İstediğimiz oyunu ortaya koyamadık. Arkaya atılan toplar tehlikeli oldu. Arkadaşımızın sakatlanması planlarımızı altüst etti. Biraz önde basmak istedik ama sahnenin ön kısmının tahtaları çürükmüş, yapamadık” dedi tiyatrocu. Bilindiği gibi “Cephede Ateş” piyesi önceki gün perdelerini kapatmak zorunda kalmıştı. Bacağına top güllesi dekoru düşen oyuncunun ise durumu iyi.

• Kesinlikler vadisinde sis, buzlu cam ve kadınların kilosu konuşulmaz.

• Ankaralı Şiiri: Mütevazıdır; körüklüyü metrobüs bilir. Denizi yok, tuzu boldur. İçlidir; ağladı mı fıskiye gibi, şelale gibi ağlar.

• Eğitim her zaman gündem; Hititler zamanında da güneş kursu tartışılıyordu.

• Kış şiiri: Memurlar.

• “Bir de şu var” diyen halıcı “Şimdi şu var” diyen halıcıdan değerli.

• “Baba n’apıyorsun öyle?” dedi manifaturacının küçük kızı. “Kollarımı iki yana açtığımda kumaş ölçmüyorsam bana doğru koşmanı bekliyorumdur” dedi manifaturacı.

• Bahar şiiri: Memurlar! Memurlar! Mesaiden çıkan memurlar!

• “Her şey ol ama mikrofon kafalı olma” dedi Aleksi Pavloviç. “Sana konuşurlar ama seni dinlemezler.”

Salça: Domatesin ölümünden nemalan.

Asansörde: Tavandaki ışıkların ne kadar muhteşem olduğunu düşün.

Işık: Spor ayakkabısındaysan bir ay sonra sön. Heves gibi sön.

Komi: Masadaki peçete kutusunu aşırı doldur. Hayır, daha çok. Daha, daha.

Beyaz Ekmek: Topla pılını pırtını… Pıl ve pırtının anlamını bilmemen bizi ilgilendirmez. Yazar burada kırıntılarını kastetti.

Futbol Hakemi: Kartının rengini cebinden çıkarırken kontrol et, beyazlarla birlikte yıkanmışsa durum sakat. Yukarı kaldırdıktan sonra saat kulesine bakar gibi bakınca kimseye faydası olmuyor.

Politikacı: Kafanı sağa sola hızlı döndürme; gerdanın geriden geliyor, inandırıcılığına yazık.

Gömlek Cebindeki Cep Telefonu: Düş.

Bilgisayar Karşısında Telefonla Konuşurken: Monitörün geometrisini dokunarak yeniden yeniden keşfet. Bu keşfini kimseyle paylaşma.

Televizyon Dizisinde Türk Kahvesi İçilme Sahnesi: Bir püskürtmedin, iki püskürtmedin tamam hoşgördük ama bir yere kadar. Kahveyi keyfine mi içiyorsun? Babanın evi değil orası, beni eğlendirmek zorundasın. Püskürt, bir şeyler yap. Püskürsün.

Hostes: Gülümse.

Özel Koruma: Sakın gülümseme.

Mona Lisa: Keyfine bak.

Oktav Yedises’in yeni albümü Kent Serzenişleri geçtiğimiz günlerde piyasaya sürüldü. Modern hayata eleştirel bakışını sürdüren protest sanatçı, bu albümünü metropol yaşamında yok olan insan hayatı için bir ağıt, kaos adına düzenlenmiş bir şölen olarak nitelendiriyor. Albümde yakaladığı elektronik sesin basitliği, bilgisayar oyunu karmaşıklığında yaşadığımız kentleri algılamamızda yeni ufuklar açıyor.

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Kaynak: Dum-Tıs Müzik Dergisi

• “Ben buraya tırnaklarımla kazıyarak geldim” dedi kız. “Zahmet etmişsin, kime sorsan gösterirlerdi” dedi manikürcü.

• Edebiyatımızda bu kadar çok acı, kan ve yara varken tentürdiyota yer verilmemesini anlamıyorum.

• Dönen ve sallanan oyuncaklarla dolu parklar çocukların iyice başı dönsün de eve gelince hemen zıbarıp uyusunlar diye var.

• “Kırmızı bir araba istiyorum.” “Havalı olduğu için mi?” “Hayır.” “Dikkat çektiği için mi?” “Hayır, otoparkın üst katındaki çocuk sürekli pencerede domates yiyor.”

• Üç tekerlekli bisikletler için özel yol yapılsa Adidas sponsor olur mu?

• Temizlik fedakârlık ister; mandalın fanilayı çimdiklemesi büyütülecek bir olay değil.

• Rüzgar kelimesinde a’nın şapkası olabilemez.

• Suratsız ile sabırsız balığa gitmiş. Sabırsız hiç balık tutamamış, suratsız hiç eğlenmemiş.

• Usta şiiri: Öttüğünde kapının menteşesi. Kaçar gariban gönlümün neşesi. Yağladım gresle ve margarinle. Gebermedi gıcırtı aşüftesi. Usta bu artık gurur meselesi. Beynimi yidi uğursuz bestesi. Usta, usta geleceksen gel artık. Sayende oldum şair klişesi. Saat verdin ya çıkmadım eşikten. Erdim, geçilmiyor eğri kaşıktan. Kapı ruhumu emdi bre kalpsiz. Bedduam budur ölesin pişikten.

• Her kadın çantası potansiyel bir yarıçaptır.

• İngiliz anahtarı haykırmış: “Yapılırj mu ulanj bu bana!” “E sen de kızın kafasını yarmasaydın” demiş İspanyol meyhanesi.

• “Perspektif iki türlüdür: Çift kaçışlı ve tek kaçışlı” dedi resim öğretmeni. “Bir saniye, bunun arkadaşlar için uygun bir ders olduğunu sanmıyorum” diye araya girdi cezaevi müdürü.

• Kartal kalkınca dal sarkıyorsa kartalın ağırlığını (-) mi alıyoruz hocam?

• Mağara mühendisliği diye bir bölüm olsaydı üç senede bitebilirdi. Sarkıtlar, Dikitler ve Yarasalar. (YÖK üç seneye izin vermezse Yarasalar II.)

• “Dün gece sen uyurken ismini fısıldadım ve hayvanların korkunç öykülerini anlattım” dedi Ali Baba.

• Beyin kıvrımlarının resmine bakınca katlanmış balonlar görüyorum. Vakit bu yüzden değerli.

• “Beş ortalı defterin son, kötü sol açığın kaval ortasıyım” dedi Aleksi Pavloviç. “Ne bir harfe ne gole nasip olurum.”

***

RED MEKTUPLARI

Jack Handey

Sayın Bay,

Bir kaç gün önce şirketimize telefonla yaptığınız iş başvurusu reddedilmişti. İş başvurunuzun kabul edilmediğini bildirmek için size bu mektubun yazılması uygun bulundu. Başvurunuzun reddedildiğinin anlaşıldığından emin olmak istedik.

Saygılarımızla. Personel Müdürlüğü

*


Yazının devamını okuyun. »

Pencereden içeri süzülen ışığın çağrısına uyarak dışarı çıktım. İlk bakışta yerde ve gökte herşey yerli yerinde görünüyordu, ta ki onunla karşılaşana değin. Köstebek olmadığı kesindi. Fare desen değil, kedi desen hiç değil, peki ya köpek?! Canlılar dünyasına dair zihnimdeki tablo altüst olmuştu. Sahibi süperman tişörtü giydirdiği bu garip canlıyı sokaklarda dolaştırıyordu. Hayvancağız kripton gezegenine dönmek ister gibi bir oraya bir buraya koşuşturup duruyordu. El kadar cüssesi ve incecik ayaklarıyla. Dışarıda daha fazla kalamazdım. Eve döndüm ve bir süre dışarı çıkmadım.

* internette rastgeldim. fotoğrafı çeken ve/veya fotoğrafın üzerindeki yazıyı yazan arkadaş bize ulaşabilirse buraya ismini yazalım. teşekkürler.